Uyanın Artık!
Nedense ülkemizdeki kökten dinciler ve onlara inanan masum insanlar bir türlü akıllanmıyor. Neden mi? Hala Arapların kendilerini dost olarak gördüğünü; Türkiye’nin geleceğinin Ortadoğu’daki Müslüman Arap kardeşleriyle kuracakları dostluk bağında olduğunu düşünüyorlar da ondan. Tarih tekerrür etmekten bıktı; ancak bu kökten dinci, gerici, yobaz, Arap’ın üstün ırk olduğuna inanan kesim hatalarını tekrarlamaktan bıkmadı.
Araplar bizden; Padişahlık sistemini kaldırıp yerine modern, ilme inanan, doğma ve hurafelerden arındırılmış laik ve demokratik yepyeni bir Türkiye Cumhuriyeti kurduğumuz için nefret etmiyor. Hele de Arap’ın Türklere olan kininin nedeni Halifelik makamını kaldırmamız hiç değil. Eğer gerçekten nedenleri bu olsaydı, bizden nefret edecek kadar bu makama önem verselerdi; Atatürk Halifelik makamını kaldırdığı gün; kendilerine yeni Halife seçerlerdi. Onun yerine İngilizlerin Arap Hilafeti iddiasında bulunan Şerif Hüseyin’i desteklemesine, Fransızların her ülkede ayrı bir Halife olmasını istemesine, İtalyanların ise kralları adına “hutbe” okutmaya kalkmalarına göz yumdular. Mısır Kralı, Hicaz Kralı, Haydarabat Nizamı gibi 9 ülke yöneticisi arasından birini bile seçemediler.
Onların önem verdiği şey Halifelik makamı değil, o makamın kendilerine sağladığı otorite ve güçtü. Gerçi Arapların Türklere olan nefretlerinin kaynağı Haçlı savaşlarına kadar uzanır ama milat diyebileceğimiz tarih; Yavuz Sultan Selim’in Memlukları yenmesini ve Halifelik makamının gücünü ellerinden aldığı tarihtir. Ancak Arap hayranı siyasal ümmetçiler bunu bir türlü görmez. Tıpkı I. Dünya Savaşında “Cihat” ilan eden Vahdettin’e “Bir Hıristiyan’la birleşip başka Hıristiyanlara savaş açmaya cihat denmez” diyerek tıpkı; Osmanlının Almanlarla birlik olması gibi İngilizlerle bir olup Osmanlıya Cihat ilan eden; Mekke Emiri Şerif Hüseyin’in Arap olduğunu görmedikleri gibi. Bu Arap sevicileri ne yazık ki; Hüseyin’in “Türkler dinden çıktılar. İslam’ın kanunlarını ve geleneklerini ihlal ediyorlar. Artık Allah’ın emirlerine uymuyor, emredilenin aksini yapıyor. Arapların Türk idaresine karşı Cihada girişmesi farzdır. Tüm Müslüman kardeşlerimi; bu yıkıcı, bozguncu, aptal ve alçak Türklere itaat etmemeye çağırıyorum” sözünün doğruluğuna inanıyor olsalar gerek ki; Atatürk’ten ve laiklik ilkesinden nefret edip, bugün her fırsatta sırtımızı hançerleyen Arapları kendi insanlarına tercih etmektedirler. Oysa kendilerine “Necip Irk” yakıştırması yapan ve el üstünde tutan Osmanlıya bile utanmadan cihat ilan eden Araplar; tıpkı geçmişte olduğu gibi bugün de yakaladıkları her fırsatta hainliklerini üzerimize kusmaktan çekinmemektedirler.
Arap hainliklerine eklenen son halka da; yardım kampanyaları düzenlenen, arkalarından ağıtlar yakılan, gösteriler yapılan duaların esirgemediği Filistinlilerin lideri Mahmut Abbas’tan geldi.
Hani şu salyalarını akıtarak ağlayıp yardım dilenen, ancak Arapların birkaç teselli açıklaması dışında yanlarında olmadığını görünce; bizdeki Arap hayranlığı hastalığına yakalanmış çok sayıda Türkün olduğunu bilerek kapımızı çalan Abbas’tan bahsediyorum. Hani Başbakan Erdoğan’ın Davos’ta güzel bir oyun sergileyip tüm dünyanın gözü önünde İsrail’e kafa tuttuğu Filistinlilerin lideri olan, her an tehlikenin kol gezdiği Kudüs’te Büyükelçiliği bulunan tek ülke olan Türkiye kendilerine destek olduğu halde arkasından kuyu kazan, içtikleri suyu bile bizim gönderdiğimiz, dost ve müttefik olarak gördüğümüz, her yardım çağrısına karşılık verdiğimiz Abbas’tan bahsediyorum.
Hani şu Kıbrıs Rum kesimi lideri Hristofyas’la görüşen, “Türklerin adadaki işgaline son vermesi gerektiği” açıklamasını yapan ve tarihlerinin her döneminde -kendi ırkdaşları Araplar bile onlara yüz çevirmişken- yanlarında olan biz Türkleri “İşgalci Kuvvet” olarak gördüğünü utanmadan dile getiren, Hristofyas’la Kıbrıs ve Filistin ile ilgili bütün alanlarda karşılıklı destek konusunda anlaştıklarını açıklayan, Kıbrıs sorunu ile ilgili İslam Konferansı Örgütünde hem de “Müslüman din kardeşleri” olan Türklerin tezini değil de; Ortodoks Rumların tezini savunan Abbas’tan bahsediyorum.
İşte sizin hayranı olduğunuz, “Misak-ı Milli önemli değil; önemli olan ümmet anlayışıdır” dediğiniz ve her seferinde yüzünüze tükürdükleri halde “Çok şükür” diyip etraflarında pervane olmaktan bıkmadığınız, yedikleri kaba pislemekten çekinmeyen, hak gözetme yetisine sahip olmayan, 21. yüzyılda hala millet olmanın ne demek olduğunu kavrayamamış, sizin gibi “Arap ümmetçisi” kesimi çok iyi bildikleri için ihtiyaç duyduğunda “Müslüman din kardeşim” diyen, fırsat yakaladığında da hainlik yapmaktan çekinmeyen ikiyüzlü Araplar.
Açıklamaya bakar mısınız; “Türkler adadaki işgaline son versin” Sen ve senin gibilerin işgal olarak gördüğü şeyin neden yapıldığını Abbas’a ve Arapların tüm hainliklerini görmezden gelen ve Filistinli Rabia’ya ağıtlar yakan, “Müslüman din kardeşlerimiz katlediliyor” diye deliye dönen, ancak Türk ve Muhammet ümmetinden olan Kıbrıslı kardeşlerimiz için “Ver kurtul” politikasını benimseyen Arap sevicilerine ben hatırlatayım:
ABD,CBS Televizyonu Muhabiri: (29. 1.1974)
“Lefkoşa’da bir çöplükte 88 Kıbrıslı Türk’ün cesedi bulundu. Bu Türklerin tümü Rum ve Yunanlılarca kurşunla delik deşik edilerek öldürülmüş ve öldürülmeden önce tellere bağlanmış. Cesetlerden kiminin başı gövdeden koparılmış.”
Washington Post Gazetesi Muhabiri: (30.7.1974)
“Larnaka yakınındaki Alaminos Köyü’nde 25 ile 55 yaşları arasında 14 Türk öldürülmüş ve cesetleri buldozerlerle bir çukura doldurulmuştur. Limasol yakınında küçük bir Türk köyüne Rumların yaptığı bir baskın sonucu 200 kişiden 36’sı öldürülmüştür. Rumlar, Türk Kuvvetleri gelinceye kadar tüm Türklerin öldürülmesi için emir aldıklarını söylemektedirler.”
Almanya’nın Sesi: (30.7. 1974)
“İnsan aklı Rum katliamını anlayamaz. Mağusa Bölgesinin etrafındaki köylerde Rum Milli Muhafızları akıl almaz şekilde vahşilik örnekleri yaptılar. Türk köylerine girerek, merhametsizce kadın ve çocukları kurşun yağmuruna tuttular. Bir Türk’ün boğazını kestiler.”
Lars Harkanson, BM Barış Gücü Kıbrıs Temsilcisi: (Ekim 1974)
“Ömrüm boyunca böyle bir facia, böyle bir barbarlıkla karşılaşmadım. Hayatımda böyle şey görmedim. Çok memnunum ki, olayın soruşturması görevi bize verildi. Zira, bütün dünya bu vahşeti Barış Gücü’nün ağzından öğrenmiş olacaktır.”
ABD,UPI Ajansı muhabiri: (23.7.1974)
“Rum askerleri etrafa ateş saçıyordu. Bir eve girdim Rumlar bir Türk kadınına tecavüz ediyorlardı. Gözlerimi kapadım, kaçtım.”
Varşova Radyosu: (23.7. 1974)
“Yunan subayları yönetimindeki Lefke ve Baf’ta Türk halkına yapılan kanlı saldırı ve vahşeti bütün dünya lanetlemektedir.”
Almanya’nın Sesi Radyosu: (30.7.1974)
“İnsanlık aklı, Yunanlıların Kıbrıs’ta yaptığı bu cellatlığı asla kabul edemez. Türk evlerine giren Yunan-Rum Milli Muhafızları, kadın ve çocuklar üzerine mermi yağdırıyor, büyükleri boğazlıyor ve yakaladıkları Türk kadınlarının hepsinin ırzına geçiyorlardı…”
ABD, UPİ Ajansı Kıbrıs Muhabiri: (24.7.1974)
“Yunanlılar, Limasol’da bir çok kadın ve çocuğu öldürdü. Yol üstünde 20 çocuk cesedi gördüm. Yunanlı askerler evlerine girip kadın öldürmek için akbabalar gibi beklemektedirler.”
France Soir Gazetesi Muhabiri: (24.7.1974)
“Son derece utandırıcı olayları kendi gözlerimle gördüm. Rumlar Türk camilerini yaktılar ve Mağusa civarındaki köylerde bulunan Türk evlerini ateşe verdiler. Silahı ve savunması olmayan Türk köyleri Rum çapulcular tarafından yaratılmış vahşet havası içinde yaşamaktadırlar… Ellerinde bazukaları olan Rumlar, Türk köylerinde büyük kargaşalıklara sebep olmaktadırlar. Rumların bu hareketleri insanlık namına utanç vericidir.” İşte Kıbrıs’ta Muhammet ümmetine yapılan vahşi katliam. İşte bu katliamdan sonra adaya barış götüren Türk Askerine “İşgalci” diyen ümmetdaşınız; Abbas.
İşte Çin’deki Muhammet ümmetinin uğradığı katliam. İşte “Müslüman din kardeşlerimizin katledilmesini kınıyoruz” açıklamasını dahi esirgeyen, laik Türkiye’ye tercih ettiğiniz Araplar.
Söyler misiniz bana; güttükleri ümmet anlayışının “Muhammet Ümmeti” değil “Siyaset Ümmeti” olduğunu görmeniz için Araplardan daha ne kadar hainlik, şerefsizlik, ihanet ve ikiyüzlülük görmeniz gerekiyor.
*Alıntı : Şebnem Özbek






