Yürek Dediğin
Babası öldü.
Yetim büyüdü.
Üvey evlat oldu.
Tutuklandı.
Hapse atıldı.
Sürüldü.
İşsiz kaldı.
(Şöyle yazıyordu o sıkıntılı günlerde kaleme aldığı günlüğüne:
Babası öldü.
Yetim büyüdü.
Üvey evlat oldu.
Tutuklandı.
Hapse atıldı.
Sürüldü.
İşsiz kaldı.
(Şöyle yazıyordu o sıkıntılı günlerde kaleme aldığı günlüğüne:
“İstanbul Üniversitesi’nde öğrenci olduğum sıralar, okul duvarında bir ilan gördüm:
“Avrupa’ya talebe yollanacaktır. ”
Allah Allah, dedim! Ülke yıkık dökük, her yer virane, Lozan yeni imzalanmış,bu durumda Avrupa’ya talebe… Lüks gibi gelen bir şey…
Ama bir şansımı denemek istedim.150 kişi içinden 11 kişi seçilmişiz.Benim ismimin yanına Atatürk,”Berlin Üniversitesi’ne gitsin.”diye yazmış.
Vakit geldi,Sirkeci Garı ‘ndayım;ama kafam çok karışık. Gitsem mi, kalsam mı? Beni orada unuturlar mı? Para yollarlar mı? Tam gitmemeye karar verdiğim, geri döndüğüm sırada bir post müvezzi ismimi
çağırdı.
“Mahmut Sadi! Mahmut Sadi! Bir telgrafın var.”
“Benim” dedim.
Telgrafi açtım,aynen şunlar yazıyordu:
Atatürk`ün dünyada `başöğretmen` sıfatlı tek lider olduğunu
Bir geometri kitabı yazdığını. Üçgen, açı, dikdörtgen gibi ve 48 tane geometri teriminin Türkçe isim babasının bu yazdığı kitapla bizzat Mustafa Kemal olduğunu
Bir röportajda “Birleşmiş Milletlere üye olmayı düşünüyor musunuz?” diye sorulur, Atatürk: “Şartlarımızı koyarız, kabullerine bağlı. -Biz müracaat etmeyiz üye olmak için. Davet gelirse düşünürüz”. BM yasasını değiştirir ve ilk davet edilen ülke biz oluruz.
Yıl 1938, General McArthur’un en zor, en problemli, en buhranlı donemi. Birden çok sıkılır ve yanında duran yüz yirmiden fazla kişiye döner ve aynen şöyle der: “Şu anda hiçbirinizi değil, büyük istidadi ile Mustafa Kemal’i görmek için neler vermezdim”