Mahalle baskısının ötesi ve berisi
‘AİLE ve mahalle baskısı’, az ya da çok dinsel referanslı, bireysel özgürlükleri sınırlandırıcı bir gelenek-görenek baskısıdır.
“İslami mahalle baskısı” olur ama kaynağı Cumhuriyet devrimi olan laikliğin mahalle baskısı kesinlikle olmaz. Yasal zorunluluk söz konusudur!
1956′da Mersin’in hiçbir lokanta, aşevi ve kebapçısında “Aileye mahsus salonumuz vardır” tabelası yoktu. Tarsus’ta, Adana’da var mıydı, anımsamıyorum. Ama bizlerin “Urum” dediğimiz, Toroslar’ın öte yakasındaki İç Anadolu kentlerinde bu yazıyı gördüğüm zaman ne anlama geldiğini anlamayıp şaşırmıştım.
1960 yılının yazında Konya Ereğlisi’ne bir arkadaşımın daveti üzerine gitmiştim. Amacımız İvriz Çayı’nda (Ernest Hemingway gibi) alabalık tutmak, Hitit Kaya Anıtı’nı ve öteki Hitit kaya kabartmalarını görmekti.
Toroslar’a doğru yürümeden bir gün önce, dere kıyısındaki yazlık sinemaya gittik. Bileti ben alıyordum. Gişedeki adam “Aileniz var mı?” diye sordu, “Var” dedim. Adam başını gişeden uzatıp “Nerede?” diye sordu. Ben de “Mersin’de” dedim. Adam kendisiyle dalga geçiyorum diye bana kızıp bekár tarafından iki bilet verdi.
Hayatımda ilk kez böyle bir uygulamayla karşılaşmıştım. Mersin’de kapalı ve açık sinemalarda “aile”, “bekár” yerleri yoktu. Herkes karışık otururdu. Sadece kışlık Güneş Sineması’nda bazı zengin ailelerin kiraladığı localar vardı.
