Kalkıp gidenler
Başbakan Erdoğan’ın “Davos Zaferi“, daha çok uzun yıllar konuşulacağa benziyor. Ama daha önemli yanı, tıpkı Yargıtay kararları gibi bir içtihat oluşturacak. Artık herhangi bir konuda haksızlığa uğradığına inanan kişi, bulunduğu toplantıyı bırakıp gidecek.
Örneğin sözlüye kalkan bir öğrenci, diğer öğrencilere kolay, kendisine ise en kazık soruları soruları soran öğretmenin tarafsızlığını yitirdiğini öne sürüp, sınıfı terk edecektir. Aynı şekilde çok özel misafirlerin de olduğu bir yemekte, kendisine fazlasıyla yüklenildiği ve haksızlık yapıldığına kanaat getiren bir kişi de anında sofrayı terk edecektir. Ya da televizyon programlarında, kendisine yeterince söz hakkı verilmediği için artık hemen herkes programın orta yerinde stüdyoyu terk edecektir.
Çünkü önlerinde Başbakan Erdoğan’ın Davos örneği vardır.
Söz konusu toplantıda moderatöre ve İsrail Cumhurbaşkanı’na hadleri bildirilmiştir. Peki ya diğer iki konuk. Biri bütün dünyayı, diğeri de İslam ülkelerini temsil ediyor. Onlara haksızlık yapılmamış mıdır?
Zafer sarhoşluğu içindeyken böylesi ufak ayrıntılarla uğraşmak, belki abesle iştigal olur. Ama benim korkum, artık konferansı, paneli, salonu, programı, yemeği, toplantıyı, evi, ülkeyi ve daha pek çok şeyi terk etmenin bir alışkanlık haline gelmesi.
Ne alaka diyenler ve öküzün altında buzağı arayanlar elbette çıkacaktır. Ama olayın sıcaklığı geçtikten sonra, gelişmeleri soğukkanlılıkla yeniden değerlendirmekte sonsuz yarar var.