Haz 27 2009

Başbakan galiba Türkiye’de yaşamıyor!

Başbakan Erdoğan, öğrencileri dershanelere gitmeye zorunlu kılan eğitim sistemini garabet olarak nitelendirmiş. “Öğrenci en güçlü liseden, fen lisesinden, anadolu lisesinden mezun oluyor, o bile üniversite hazırlık kursuna gidiyor. Bu bir garabet. Bundan ülkemin kurtulması lazım, milletçe kurtulmamız lazım” demiş.
Hayret ki hayret!
Sanki bu sözleri söyleyen Başbakan değil, muhalefet lideri. Sanki dershaneye giden öğrenci sayısı, onun zamanın da ikiye katlanmadı, sanki gözbebeği Hüseyin Çelik’in adı Dershaneler Bakanı’na çıkmadı.
Başbakan bu söylemiyle ya hepimizi enayi yerine koyuyor ya da gerçekten olandan bitenden haberi yok.
Başbakan Erdoğan, medarı iftiharı Çelik’i çağırıp da bir sorsa. Öğrenciler daha önce kaç yaşında dershaneye başlıyordu, şimdi kaç yaşında gidiyorlar? Veliler daha önce dershanelere ne kadar para ödüyordu, şimdi ne kadar harcıyorlar?

› Gönderiyi okumaya devam et


Nis 2 2009

Kürtçe konuşmak yasak mı?

Dtp’li Ahmet Türk’ün TBMM’de Kürtçe konuşması tepkilere neden olurken, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Van’da yaptığı mitingde kullanılan bez afişlerde yer alan “TRT Şeş Be Xer Be” (TRT 6 Hayırlı Olsun) yazısı dikkat çekti…

Bunun haricinde ise, yine Başbakan’ın TRT 6′nın açılışında Kürtçe konuşmasını da unutmayalım….
› Gönderiyi okumaya devam et


Şub 28 2009

Başbakana “Dur!” diyecek biri aranıyor!

Ben artık Erdoğan’ı tanıyamıyorum.
Kendimi esaslı bir “Erdoğan uzmanı” saymam. Eskiden de çok yakından tanıdığım bir insan değildi.Ancak, bir siyaset gözlemcisi olarak, özellikle iktidarının ilk döneminde çok farklı bir Erdoğan ile karşılaşmıştım. İnsanları dinleyen, farklı bir söz söyleyen varsa dikkatle gözünün içine bakan ve duydukları ilginçse hemen not alan bir liderdi.Etrafına topladığı kişilerin önerilerini dikkate alırdı.
Örneğin, Abdullah Gül’ün uyarı veya eleştirilerini dikkate alırdı. Tepesi attığında, Gül onu sakinleştirir , hatta elini bile tuttuğu olurdu. Bugün gelin de, Gül’ün yokluğuna hayıflanmayın. Hatırlayacaksınız, Cumhurbaşkanlığına adaylık tartışmalarında, Erdoğan’ın Köşk’e çıkma olasılığı tepki toplar ve “Erdoğan çıkmasın da kim çıkarsa çıksın” denirdi. Bugün eminim aynı kişiler “Keşke Erdoğan Köşke çıksaydı da, Gül AKP’ nin başında kalsaydı” diyorlardır.

Sadece Gül değil, artık Başbakanın etrafında artık kimseler yok. Daha doğrusu, etrafında çok kişi var da, ona farklı bir şey söyleyebilecek veya sözünü dinletebilecek kimse yok. Etrafı, bol bol yalakalık edenler, “herşeyi en iyi siz biliyorsunuz sayın başbakanım” diyenlerle dolu. Erdoğan’a kendini çok yakın hisseden bir AKP yetkilisiyle konuşuyordum.

› Gönderiyi okumaya devam et


Ara 29 2008

Başbakan’ın ’hekimlik’ anlayışı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ekonomik krize önlem alınmasındaki gecikmelere yönelik eleştiriler için şu yanıtı verdi: “Henüz ölüm sinyalleri vermeyen bir hastaya kefen hazırlayan bir doktor gördünüz mü?”
Belli ki Başbakan, hayatı boyunca “önleyici hekimlik” denilen bir disiplini hiç duymamış!
İnsanların hastalanmasını önlemeyi, hastalığa yol açan şartları değiştirmeyi ve böylece daha sağlıklı bir toplum yaratmayı hedeflemekten haberi yok!
Bugün Başbakan’dan beklenen de (madem kendisi hekimlik mesleğinden yola çıkarak örnekler veriyor) böyle bir hekimlik yapması.
Küresel krizin Türkiye üzerindeki etkilerinin neler olduğu açıkça görülüyor. Başka ülkelerdeki kadar derin bir tahribat yaratmadı belki ama olası tahribatları önleyecek tedbirlerin alınmasının ne kadar önemli olduğu da açık.
Krizin en önemli sonuçlarından birisi ekonominin geleceği beklenti üzerindeki olumsuz etkisi!

› Gönderiyi okumaya devam et


Ara 12 2008

Hala Soruyor musunuz?

Tarhan Erdem bir kere daha tıraşımızı gözümüzün önüne döktü. Milliyet Gazetesi’nde ilk iki bölümü düne kadar yayımlanan “Gündelik Yaşamda Din, Laiklik ve Türban” konulu araştırma Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarının laik Türkiye’yi getirdiği noktayı rakamlarla, grafiklerle ortaya koymakla kalmadı.

Birkaç ay önce “Türkiye Malezya olur mu?” diye tartışanlara, “Malezya olmamıza ramak kaldığını” söyledi.
Şimdi isterseniz “Bu gidişle İran olur muyuz konusunu” tartışalım.

Öyle ya… Tarhan Erdem ve ekibi tarafından aynı konuda yapılan araştırmaya göre “başını -türban, başörtüsü, yemeni yahut çarşafla- örtenlerin toplam nüfustaki oranı Mayıs 2003’te yüzde 64.2 iken, Eylül 2007’de yüzde 69.4’e çıktı.”

› Gönderiyi okumaya devam et