Türban, üniversiteye en tepeden girdi
Üniversitelerin bu yılki açılış törenleri çok renkli geçecek. Öğrenciler Anayasa Mahkemesi’nin aldığı kararlar çerçevesinde içeri alınmazken, yeni atanan rektörün türbanlı eşleri başköşede oturacaklar. Peki, yasalara aykırı bu durum kime şikâyet edilecek? YÖK’e. Peki, onları o makama atayan kim: YÖK. YÖK, yasalara rağmen türbanı görmezlikten gelirse ne olacak? YÖK Başkanı ve YÖK üyelerini o makama atayan Cumhurbaşkanı’na şikâyet edilecek. Peki, Cumhurbaşkanı ne diyecek? “Benim eşim Çankaya’da türban takıyorsa, rektör eşleri de üniversitede takabilir. Özel hayata karışmayın” mı diyecek? Yoksa, Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını hatırlatıp, yargı organlarına gereğinin yapılması için talimat mı verecek? Anlayacağınız, karışık bir durum söz konusu. İçinden çıkana aşk olsun.
Görünen o ki, kapandı denilen türban dosyası, bu öğretim yılında başka bir şekilde açılacak. YÖK Başkanı daha önce açıklamıştı zaten: Rektörler de türbanı görmeyiverirler…
Borçlanma Rekoru
Türkiye’nin 58.,59. ve 60. Akp hükümetleri döneminde merkezi yönetim borç stoku 132 milyar dolar yükseldi. Bu sayede, eski kayıtlara bakıldığında, cumhuriyet dönemi borçlanma rekorunu da kırdılar. Yorumunu siz yapın.
Hükümet:Başbakan - Başlangıç - Bitişi - Devrettiği Boç
54:Necmettin Erbakan - Haziran 96 - Haziran 97 - 60.371 Milyon$
55:Mesut Yılmaz - Haziran 97 - Ocak 99 - 70.025 Milyon$
56:Bülent Ecevit - Ocak 99 - Mayıs 99 - 71.821 Milyon$
57:Bülent Ecevit - Mayıs 99 - Kasım 02 - 149.905 Milyon$
58:Abdullah Gül - Kasım 02 - Mart 03 - 152.312 Milyon$
Meclis garsonunun ilginç ama gerçekçi yanıtı
Ben, Tayyip Bey’in enflasyonuna inanmıyorum. İlan edilen rakamlar elekten geçirilerek inceden inceye ayarlanmış rakamlar olduğu için…
Bu rakamlar, manav tezgáhları, bakkal rafları ve mağaza vitrinleriyle ciddi bir şekilde çelişiyor.
Tayyip Bey’in tarihe geçen “sadaka dönemi”nde açlık ve yoksulluk sınırları altında yaşayan insan sayısı ile ilgili rakamlar da palavra.
Gerçek sayı ilan edilenin iki katıdır.
İşsizlik de öyle. İlan edildiği gibi yüzde 10 civarında değil, en az yüzde 20’lerde.
Halkın arasında dolaşan herkes insanların ne kadar mutsuz ve çaresiz olduğunu hemen anlıyor.
AKP’ye oy verenler de artık kendilerinden olduğuna inandıkları için oy verdikleri insanların başkalaştığını görüyor.
Hepsinin altına cipler çektiğinin, pahalı elbiseler giydiğinin, pahalı kravatlar, eşarplar taktıklarının, marka saatler kullandıklarının, lüks evlere taşındıklarının farkında.
Hamili Türban
Ya ne bekliyordunuz? Türbanlıların sayısı dörde katlanmış, 3.5′ten yüzde 16.3′e çıkmış.
Başörtüsü takanların sayısında da artış var ama, türban kadar değil!
Ne var bunda?
Bunu anlamak için bu kadar araştırmaya gerek var mı?
Çıkın bir meydana, çıplak gözle hemen göreceksiniz.
Lakin Tarhan Erdem’in KONDA’sı bilimsel çalışır, yüzdesiyle bindesiyle milimetrik hesaplar yapar.
Hiç boş lafa gerek yok, türban denilen başörtüsü bağlama şekli, “laik cumhuriyete karşı” olanların bilinçli ya da bilinçsiz tercih ettikleri bir simgedir, bir semboldür, siyasi İslamın işaretidir.
Bir memleketin Cumhurbaşkanı’nın eşi, Başbakanı’nın eşi bu işareti takıyorsa türbanlı sayısının dörde katlanmasının şaşılacak, acayip bir yanı yoktur.
Siz bakmayın şimdi bu muhterem hanımlara konulan engellere, bir süre sonra engel koyanların, koydukları engellere takıldıklarını görürsünüz.
Çok Yakıştı
İnsan, bazen “nasıl olsa tekzip edilir” dediği haberler okuyor.
Sonra bakıyorsunuz ki, haberin doğruluğu bir yana, üstelik eksikleri de varmış.
AKP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Edibe Sözen Hanım da bizim öyle beklememize sebep oldu.
Edibe Sözen Hanım bir yasa önerisi hazırlamış.
Öneri de ne öneri?
Hani hepimizin içinde uyuyan bir “faşist” çekirdek vardır ya… Koşullar müsait olunca ortaya çıkıp tüm çirkinliğiyle kendini gösterir. Sayın Sözen’inki de fırsatı bulunca tüm memleketi, Süleymancıların “Kurs ve Mektep Talebelerine Yardım Derneği Yurdu”na çevirmeye kalkmış.
Banka
Çalık grubu Halk bankasını da satın alıyormuş.
Akp iktidarında hiç de şaşırtıcı olmaz.
Formül hazır.
Halk bankası kasasındaki bütün parayı Çalık grubuna kredi olarak verir.
Ertesi günü çalık grubu bu parayı halk bankasına yatırır, bankayı satın alır.
Böylece ne bankadan birşey eksilir, ne de Çalıktan.
Banka tereyağından kıl çeker gibi el değiştirir.
Neden olmasın?




