Sözüm ona eşitlik

18 Kasım 1999
ABD Başkanı Bill Clinton, depremden sonra Türkiye’ye geldi.
Gittiği deprem bölgesine 40 TIR yan yana dizilerek, güvenlik çemberi oluşturuldu.
Binaların üzerine keskin nişancılar yerleştirildi.
İstanbul’daki güvenliğini 3 bin Türk polisi sağladı.
Geçtiği tüm yollar, saatler öncesinden araç trafiğine kapatıldı.

28 Haziran 2004
ABD Başkanı George Bush, Türkiye’ye geldi.
Keskin nişancılar yine çatılardaydı. Anıtkabir semaları hava trafiğine kapatıldı.
Bush, Anıtkabir özel defterini bile kürsüdeki kalemle imzalamayı reddetti, CIA’in temin ettiği “güvenilir” bir kalemi kullandı.
Gittiği her yere, “özel tuvalet”i de taşındı.
İstanbul’a ineceği saatlerde Atatürk Havalimanı, 10 dakika boyunca trafiğe kapatıldı.
Kendisiyle tokalaşacak bakanların bile avuçları kontrol edildi.
Sadece İstanbul’da 30 bin (otuz bin) polis, Bush’un güvenliğini sağlamaya çalıştı…


5 Nisan 2009
ABD Başkanı Barack Hüseyin Obama, Türkiye’ye geldi.
Yine yollar trafiğe kapatıldı.
Ankara semalarında uçuş yasağı konuldu. 7 Nisan’da İstanbul’a geçti; İstanbullular, kelimenin tam anlamıyla evlerine hapsedildi.
Geçeceği yolların kenarına park etmiş haldeki on binlerce araç çekildi.

22 Eylül 2009
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na katılmak üzere New York’a gitti.
“G-20 Zirvesi ve Küresel Etkileri” konulu panelde bir konuşma yapacaktı. Aracı Sheraton Oteli’ne 100 metre kala Amerikalı koruma görevlileri tarafından durduruldu. Gerekçe, “ABD Başkanı Barack Obama’nın konuşması bitti, otelden çıkış yapacak”tı…
Araçtan inen Başbakan ve beraberindeki heyet, ANKA’nın haberine göre yürümeye başladı. Otele 30 metre kala, bu da engellendi. Amerikalı korumalar, Türk korumaları itip kakmaya başladı. Bunun üzerine Başbakan, bir Amerikalı korumanın elini tutarak geri itti.

Sonra da konuşmasını iptal etti ve kaldığı Plaza Otel’e döndü.

Ne dersiniz; çocukluğumuzda oynadığımız “iki resim arasındaki bilmem kaç farkı bulun” oyununu oynayalım mı?

Yok; ABD müttefikimizmiş de…
Derin bir bağla birbirimize bağlıymışız da…
Türkiye bağımsız ve güçlü bir ülkeymiş de…
Peeeeeeeeeh!

İşte size “ABD-Türkiye ilişkileri”ndeki sözüm ona “eşitlik…”
Buyrun, tüm ahkâmlarınızı buradan kesin!

*Alıntı: Mustafa Mutlu

  • Facebook
  • TwitThis
  • MySpace
  • LinkedIn
  • Google
  • YahooMyWeb
  • Print this article!

Yanıtla

Gönderi yapmanız için giriş yapmanız gerekmektedir.