Eki 3 2011

Zavallı dolar!

Nisan 2011…
“ABD Merkez Bankası’nın gevşek para politikasına devam edeceğini açıklaması, piyasada olumlu karşılandı, dolar sert düştü, 1.45 liraya geriledi.”

Mayıs 2011…
“Avrupa Merkez Bankası Başkanı Trichet’nin faiz artırımını ertelemesi, piyasada olumlu karşılandı, dolar sert düştü, 1.50 liraya geriledi.”
3 Haziran 2011…
“Anketlere göre AKP’nin tek başına iktidarına devam edeceğinin anlaşılması, piyasada olumlu karşılandı, dolar sert düştü, 1.55 liraya geriledi.”

13 Haziran 2011…
“Seçim sonuçları piyasada olumlu karşılandı, dolar sert düştü, 1.58 liraya geriledi.”

Temmuz 2011…
“Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’nın dövizdeki yükselişe izin vermeyeceğini açıklaması, piyasada olumlu karşılandı, dolar sert düştü, 1.66 liraya geriledi.”

› Gönderiyi okumaya devam et

  • Facebook
  • TwitThis
  • MySpace
  • LinkedIn
  • Google
  • YahooMyWeb
  • Print this article!

Eyl 25 2011

Model Ülke

Hadi gözünüz aydın…

Kıdem tazminatında “Avusturya” modeline geçiyoruz. Kıdemi her sene sıfırlayan “Brezilya” modeli düşünülüyordu ama, tazminat yerine babayı veren model daha makul bulundu.

Ve, aslına bakarsanız, Celal Bayar’ın “Küçük Amerika olucaz” modeliyle başladı her şey…

Gerisi çorap söküğü.

“Sovyet” modeline özenen oldu. “AB” modeli popüler değilken… Özal çıktı “Japon” modeli önerdi. Sonra baktık ki, Japon modeli için çalışmak gerekiyor, bize uymaz, e oralara kadar gitmişken direksiyonu “Asya” modellerine kırdık, “Kore” olalım, “Tayvan” olalım, “Hong Kong” olalım, bari “Singapur” olalım filan derken, Erbakan çıktı “Endonezya” modeli istedi.

Gel zaman git zaman…
Küçük Amerika’ya Büyük Amerika dedi ki, siz en güzeli “Malezya” modeli olun!

Teröre karşı “İspanya” modelini inceledik, “İrlanda” modelini inceledik, fellik fellik model aradığımızı görünce, Apo dayanamadı, “İskoçya” modelini, “Galler” modelini ve “Güney Afrika” modelini tavsiye etti. Bakanlar kurulumuzun yeni hali “Almanya” ve “Finlandiya” modellerinden örnek alındı. Başkanlık sistemi için “Fransa” modeli üzerinde çalışıyoruz.

Sağlık Bakanlığımız üniversite hastaneleri için “ABD” modeline geçmeyi planlıyor. Tarım Bakanlığımız küçükbaş hayvancılık için “Avustralya” modelini ve “Yeni Zelanda” modelini incelerken, büyükbaş modellerimizi “Uruguay” modelinden getirtiyor. Yoksullara yönelik mikro kredide “Bangladeş” modeli uygulanıyor. TRT’den şifresiz maç yayını için “Arjantin” modeli benimsendi. Kültür başkentimiz İstanbul desen… “Dubai” modeliyle tanıtıldı.

› Gönderiyi okumaya devam et

  • Facebook
  • TwitThis
  • MySpace
  • LinkedIn
  • Google
  • YahooMyWeb
  • Print this article!

Eyl 19 2011

Neyi kapattığınızı biliyor musunuz?

Bir Kurul Düşünün,

Binlerce üniversite mezunu genç, aylarca süren geceli gündüzlü ve hummalı çalışmalar sonucunda kıyasıya bir rekabet içinde elemelere tabi tutulmakta, en parlak, en başarılı, en çalışkan ve en zeki olanları cımbızla seçilmektedir.

Seçilen bu öğrencilerin okul ve aile çevresi araştırılmakta, yapılan soruşturma ve mülakatlardan sonra karakteri düzgün olanlar, başarılı sayılarak yeni bir hayata başlamaktadırlar. Bu adaylar 3 yıl süren ve en ağır master programından çok daha ağır bir iç eğitime tabi tutulmakta, yoğun kurs, sınav, refakat ve tez aşamalarından sonra 3. yılın sonunda çok ağır bir sınavdan daha geçirilmektedir.

Bu ehliyet sınavını da kazanan ve 3 yıllık davranışları ile ait olduğu kurumu layıkıyla temsil edeceğine kanaat getirilen gençler, 3’lü kararname ile atanarak görevlerine başlamaktadırlar.

İşte bu Kurul; “Hesap Uzmanları Kurulu”dur.

› Gönderiyi okumaya devam et

  • Facebook
  • TwitThis
  • MySpace
  • LinkedIn
  • Google
  • YahooMyWeb
  • Print this article!

Eyl 13 2011

Deniz Feneri 4

bknz:
www.dusuncesuclulari.com/deniz-feneri
www.dusuncesuclulari.com/deniz-feneri-2
www.dusuncesuclulari.com/deniz-feneri-3

› Gönderiyi okumaya devam et

  • Facebook
  • TwitThis
  • MySpace
  • LinkedIn
  • Google
  • YahooMyWeb
  • Print this article!

Eyl 6 2011

Limon sosunda hıyar

“Basın” ödülleri dağıtıldı.
“Basın Özgürlüğü” ödülleri.

Nerde?
Mütevazı bi yerde.

Dolmabahçe Sarayı’nda.
Boğaz’a sıfır.
Hasbahçe’de.

1.500 gazteci katıldı.
Fonda ince müzik.
Kokteylle başladı.
Önce biraz fındık, fıstık, badem, kuruyemiş atıştırıldı, sonra kiraz, muz, karpuz, kavundan oluşan meyve barın başına doluşuldu, rakı-viski tokuşturuldu, limon sosunda hıyar servis edildi. Ki, hıyarsız olmazdı, bu manzaraya hıyar yakışırdı… Ardından, yemeğe geçildi. Döner, tavuk, beğendi, hangisini beğenirsen gari… Yanında, şakşuka, zeytinyağlı dolma, yoğurtlu semizotu, haydari filan, 12 çeşit. Bilahare, tatlı tabii, profiterol, baklava, tulumba, kazandibi, bi ara ödüller verildi. Üstüne kahve-soda, Allah içinize sindirsin, güzel bi geceydi.

› Gönderiyi okumaya devam et

  • Facebook
  • TwitThis
  • MySpace
  • LinkedIn
  • Google
  • YahooMyWeb
  • Print this article!

Ağu 28 2011

Tükürün, sonra yalarsınız!

“Ben demiştim…”
11 Temmuz tarihini ajandanızın bir köşesine kaydedin,günün birinde lazım olur diye.
Şikecilerler ilgili kararlar kısmen de olsa açıklandı.
Birşey çıkar mı,çıkmaz mı işin sonunda göreceğiz artık.
Yemin krizi, o da çözüldü çok şükür.
Kimine göre ; tükürdüklerini yaladılar.
Kimine göre ;indikleri kuyudan yine kendileri çıktılar.
Ortak deklarasyonu okuyoruz.

CHP’nin tav olduğu cümle sanırım ” seçilmiş ve milletvekili olmuş herkesin bu hakkını kullanabilmesi gerekir” oldu.
Sonra Başbakan konuştu :”yemin ettiniz, ne oldu ?” dedi.
Kılıçdaroğlu ” görev tamamlanmıştır”dedi.
Unutmayın ki, Türkiye’de yaşıyoruz.

Deniz Feneri’ni gölgede bırakan şike ve yemin krizi bitmiş miş….
Külahıma anlatın.
Yarın bir bahane bulur, yine bir kriz çıkartırsınız.
Aziz Yıldırım “Şu Metris’in önü bir uzun alan,bir tek seni sevdim gerisi yalan”türküsünü ezberleyedursun şimdilik.
Ardından “Trabzon kolbastısı” oynayanlarda katılır belki.
Hele bir de geçmiş yıllara dönülürse ” yakalarsam mucuk mucuk” deyiverir Tarkan !
Neyse, bu konu derin.
› Gönderiyi okumaya devam et

  • Facebook
  • TwitThis
  • MySpace
  • LinkedIn
  • Google
  • YahooMyWeb
  • Print this article!

Ağu 23 2011

Beyin Göçü 2

Yabancı dilde eğitim sonucu Türkçenin ve Türkiye’nin karşı karşıya olduğu tehlikeyi ilk fark ettiğimde ülkemizde yabancı dilde eğitim henüz yeni yayılmaya başlamıştı. 15-16 yıl önceydi.

O zamanlar telefon ve adres bilgilerini depolamaya yarayan küçük cep bilgisayarları çok yaygındı. Eğitimini yabancı bir dille yapmakta olan bir tanıdığım cep bilgisayarını bana göstererek şöyle demişti: “Pokıt kompütürümün on of butonu bozuldu!” Meğer cep bilgisayarının açma kapama düğmesi bozulmuşmuş! Cümlesinin en sonundaki “bozuldu” sözcüğünün yerine “defıkt” dese, artık tamamen ingilizce konuşmuş olacaktı ve işin acı yanı kendisi de bunun farkında değildi!

Bir süre sonra, yine yabancı dilde eğitim yapan bir okulda okuyan iki öğrencinin aralarında şöyle konuştuğuna şahit oldum: “Bu laynın sılopu pılas mı, minus mu?” Yani, “bu doğrunun eğimi artı mıymış, eksi miymiş” demek istiyor!! “Bu” kelimesinin yerine “tiis” dese tamamen İngilizce konuşmuş olacak, bunun farkında değil!

Düşünebiliyor musunuz, Türkiye’de, bir Türk, bir Türk’le sokakta İngilizce konuşuyor ve bu kişiler İngilizce konuştuklarının farkında değiller!

› Gönderiyi okumaya devam et

  • Facebook
  • TwitThis
  • MySpace
  • LinkedIn
  • Google
  • YahooMyWeb
  • Print this article!