Niçin?
Mesaj yağıyor.
“N.Ç.’yi yaz!”
E peki.
“İffet”in kafasını taksinin penceresine kıstırıp tecavüz ettiler. Tıpkı, Müjde Ar’ın kafasını pencereye kıstırdıkları gibi.
“Fatmagül”ü sıradan geçirdiler.
Hülya Avşar’ı sıradan geçirdikleri gibi.
Özlemişiz bi nevi.
“Öyle Bir Geçer Zaman ki”de Ali Kaptan’ın canı çekti, boynuzlayarak boşandığı Cemile’ye tecavüz etti, beş yaşındaki Osman’ın gözü önünde… Şerefsiz Ekber desen, şıllık Karolin’e kitlerken, başını küvete çarptı, rahmetli oldu, hevesimiz kursağımızda kaldı!
“Bir Çocuk Sevdim”de henüz reşit olmamış liseli Mine’yi hamile bıraktılar. “Ay Tutulması”nda Kenan, Şebnem’in ırzına geçti. “Canan”ın ağzını tıkayıp, masaya yüzükoyun yatırarak bec
“Muhteşem Yüzyıl”ı dekoder’siz seyretmek mümkün ama, prezervatifsiz seyretmek mümkün değil…. Sümbül Ağa olmasa, Boncuk Ağa bile kaşla göz arasında Sadıka’yı hallediyordu, az daha.
“Yaprak Dökümü”ndeki damat sülaleyi dizdi; Önder Somer’in ilaçlı gazoz taktiğiyle baldızı filan bayılttı, zorla yatağa attı, sıra galiba kaymakam Ali Rıza Bey’e gelmişti ki… Allah’tan dizi bitti.
Atatürk’ün bir saatı vardı
Atatürk’ün Bir Saati Vardı
Atatürk’ün bir sözü vardı
Yediveren bir gül gibi açardı
Atatürk’ün bir atı vardı
Etilerden beri yaşardı
Atatürk’ün bir resmi vardı
Buğday tarlası gibi ağardı
Atatürk’ün bir saatı vardı
Durmadı
Sıfır sorun
Bak bugün 1 Kasım… Sıfır sorun
Ben olsam, genelge yayınlayıp, Şubat’la Ekim’in yerini değiştiririm kardeşim, böylece Ekim 28 çeker, her sene 29’unda aynı krizi yaşamamış oluruz, dört senede bir’e de kalmaz, dört güne kadar külliyen unuturuz nasıl olsa, nokta.
Ve sordu…
Kocatepe Camisi’nin avlusunda, devletin de katıldığı şehit namazında, 21 yaşındaki şehidin başındaki imam cemaate sordu:
“Hakkınızı helal ediyor musunuz?..”
İyi soru…
Cemaat de sıkılmadan yanıtladı:
“Helal olsun…”
Sorsanız ya; 21 yaşında toprağa verilen genç askere “Bu millete hakkını helal ediyor musun” diye…
Ki başını kaldırıp yanıt versin…
Ben olsam hakkımı helal etmezdim…
Elli yıldır yalanların, düzenbazlıkların, sahteliklerin, ikiyüzlülüklerin, üçkâğıtçılıkların peşine takılıp giden… Kötü ve ilkel siyasetçilerin elinde ülkemi bu günlere sürükleyen…
Sonunda bedelini 21 yaşımda bana ödeten büyüklerime hakkımı helal etmezdim…
Dünyanın en zengin ve en bereketli topraklarıdır buralar…
Kat kat uygarlıkların üzerinde oturur bu millet…
Dünyanın merkezi gibidir Türkiye…
Ama onu gelişmişlikte dünyanın 57’nci ülkesi yapan, mutsuzluğun ve huzursuzluğun mekânı kılan, sonunda bir Afrika ülkesi gibi iç savaşın içine sürükleyen ve her şeyi düzeltmeye beni gönderen milletime hakkımı helal etmezdim…
Zam değil, güncelleme!
Sütten çıkmış AK kaşık…
Türk maliyesinin asılacaksan
İngiliz sicimiyle asıl bakanı…
Muaz’zam bi açıklama yaptı.
Bunlar zam değil dedi.
Güncelleme…
Kek değil kekstra bi nevi.
“AKP deme AK de” yani.
Mehmet Ali Birand, şarkı sözü gibi kafiyeli soru sordu, Bülent Arınç’a… Sigara, içki, cep telefonu, araba, mecbur musunuz bu kadar zam yapmaya? Arınç’ın cevabı hüz’zam makamındaydı, “74 milyonu ilgilendiren bi konu değil, sizin gibi birkaç kişiyi kapsıyor” dedi.
E hani aynı sazın teliydik biz?
Aynı bağın üzümü filan?








