Kral Çıplak
En sonda söyleyeceğimi en başta söyleyeyim: Ey, AKP’yi savunmak için binbir mazeret yaratan internet şövalyeleri! Neredesiniz?
Yıllırdan beri, Türkiye ile Suriye sınırı arasındaki mayınlı bölgenin temizlenerek ekonomiye kazandırılması konuşuluyordu. Özellikle son yıllarda ise, AKP’nin bu arazileri temizleme karşılığında, İsrail’i 49 yıllığına kiralamam yönünde, en hafif deyimle “eğilimi” olduğu söyleniyordu. AKP yönetimi ve yılmaz AKP şövalyeleri bu iddiayı “külliyen yalan” kategorisinde püskürttüler, hep.
İddia sahipleri de, iddialarından vaz geçmediler. Çünkü, haber kaynaklarının sağlamlığına güveniyorlardı. Sürekli, bu arazilerin, ekonomik ve stratejik değerini anlattılar. İsrail’e verilmesinin hem ülkemize ve hem de bölge ülkelerine ne türden belalar getireceğine dikkat çektiler.
AKP, gündemin hazır olduğunu düşünerek, artık “mayınlı arazı işi”ne el atmaya karar verdi. Kendi hesaplarına uygun bir yasa taslağı hazırlayarak meclise sundular. Ve, ne gördük? Gerçekten de, AKP bu araziyi birilerine kiralamayı düşünerek bir yasa tasarısı hazırlamış! Hem de, ne taslak! Herkes gördü ki, iş mayınlı arazinin temizlenmesi işi değil, iş, bu arazinin birilerine peşkeş çekilmesi işi!
Özellikle parlamento dışı muhalefetin dikkat çektiği bu konu, AKP’nin meclise sunduğui yasa taslağında “kabak gibi” açığa çıkınca, AKP’nin dağılmış troykasının en meşhur ismi Erdoğan, eleştirilere yanıt vermeye çalıştı. Çalıştı ama, sadece, halka “kral çıplak!” dedirtecek malzeme verdi. Evet, demek ki, yıllardır söylenen ve AKP üst yönetimi ve AKP şövalyeleri tarafından yalanlanmaya çalışılan gerçek miş!
Bakın, Erdoğan’ın ne değini, gene kendi gazetesi Star’ın 23 Mayıs 2009 günü internet sayfasından okuyalım:
“AK Parti il kongresinde konuşan başbakan Erdoğan, mayınlı arazilerin temizlenmesiyle ilgili yasal düzenlemeyi ihaleye İsrailli firmaların katılıması nedeniyle engelleyen muhalefeti eleştirdi. Erdoğan şöyle konuştu:
“Hep aynı şeyler, on yıllar önce ne deniyorsa bu zihniyet hala aynı yerde… Bu kadar basit midir vatan toprakları üzerinde küresel sermaye şu dinden bu dinden diye ülke elden gidiyor demek?”
Dağılan AKP Troykasının hala meşhur ismi Erdoğan ne diyor?
Bunlar, yabancı sermaye düşmanı, bunlar küresel sermayeyi şu dinden, bu dinden diye ayırırlar ve ülke elden gidiyor diye feryat ederler!
Doğru mudur? Evet, doğrudur! Zaten, aramızdaki fark da budur! Biz, küresel sermayenin, gerçekten ülkemize gelmesinde özel bir menfaatimiz varsa, gelmesinden yanayız. Bizim yapacağımız işleri, gidip de küresel sermayeye peşkeş çekmeyiz! Doğrudur, “bu zihniyet”, on yıllar önce de böyleydi, şimdi de böyle!
Partisinin Düzce örgütünün kongresinde bu konuşmayı yapan Erdoğan, aynı konuşma içerisinde şöyle bir şey de demiş: “Biz diyoruz ki, gelin bir yanlış mı var, gelin önerinizi söyleyin, istemez demeyin. Türkiye için faydalı olanı söyleyin, bizde yapalım. Ne yazık ki böyle yaklaşımı göremedik, hem engellediler, hem de ülkemizin daha ileriye gitmesine karşı çıktılar.” Yahu buna kim inanır? Erdoğan’ın sanırım en
temel zaaflarından birisi de, etrafındaki yalakalar ordusuna güvenmesi. Küresel ekonomik kriz “teğet” geçecek dedin, sana öyle olmayacağını söyleyenlere iftiralar attın! İşte ortada, Türkiye küresel ekonomiz krizden, borçlanma, işsizlik, işyerlerinin kapanması, likidite darlığı gibi temel parametrelerde en çok etkilenen ülkeler arasında! Bunun “teğet geçmeyeni” nasıl oluyor, Erdoğan biliyor mu? Gene,
Erdoğan halkın önünde, “benim işsizliğe karşı bir çözüm planım yok, olan varsa bana getirsin, uygulamazsam namerdim” dedi. Bu itirafını AKP şövalyeleri tabii ki, “görmediler”. Çünkü, küresel sermayenin uşaklığını da yapan bu şövalyelerin de işsizliğe karşı bir çözümleri yoktu. Onların felsefesi, “altta kalanın canı çıksın” sloganı üzerine kurulu olduğu için, Erdoğan’ın kitleler önündeki sıkışmışlığını ve
acizliğini anlayamadılar. Sonrasını biliyoruz: Sayın Deniz Baykal, Erdoğan’ın bu itirafını samimi olarak algılayınca, ağzının payını aldı! Üstelik, AKP’ye de prim veren ekonomistler tarafından Baykal’ın önerileri beğenildiği ve desteklendiği halde! Neyse, konumuza dönelim.
AKP Troykasının belki de son meşhur ismi Erdoğan, Suriye sınırındaki mayınlı arazinin temizleme işinin arazinin 49 yıllığına peşkeş çekilmesi konusunda, “hayır, İsrail’e vermek gibi bir fikrimiz yok” demiyor, diyemiyor. Aksine, bu bölgenin İsrail’e verilecek olması yönündeki iddiaları dile getirenleri “küresel sermaye düşmanlığı” ile suçluyor. Nasıl yapıyor, işte gene kendi gazetesinde yazıldığı şekli ile, kendi ağzından aktaralım:
“Türkiye Cumhuriyeti cüce bir ülke değildir. Biz büyük, güçlü ve sözü dinlenen bir ülkeyiz. Bunu herkes böyle bilmeli. Paranın dini, milleti, ırkı olmaz. Bunu böyle bilin. Ama ne yazık ki, paranın dini, milleti ve ırkı olduğunu zannedenler var. Para civa gibidir. Nerede uygun zemin bulursa, oraya doğru akar.”
Tabii ki, bu büyük bir yalandır. Paranın dini de vardır, milleti de! Öyle olmasa, ülkeler neden korumacılık yapsınlar? Sadece Avrupa’nın ABD’ye karşı Dünya Ticaret Örgütü nezdinde açtığı onlarca korumacılık davası vardır. Anlaşılan, AKP Troykasının meşhurluğu eriyen son ismi Erdoğan, kendi halkına küresel sermayenin çıkarları adına yalan söylemekten çekinmiyor. Devam edelim:
“Türkiye’de küresel sermaye yatırım yapmak istiyor, ama birileri çıkıyor, neymiş efendim o Yahudi sermayesi deyip karşı çıkıyor. Ama orada İshak çalışmayacak ki, Ahmet, Mehmet çalışacak. İşsizlik azalacak. Bağnaz zihniyetlerle aydınlık Türkiye’nin yarınlarına bunlarla yürünmez. Biz bunları dinleyemeyiz, Biz kendimize inanıyoruz ve güveniyoruz. Bunları aşarak yarınlara yürüyeceğiz.”
İşte, Kral çıplak! Erdoğan kendi ağzı ile, bu arazilerin İsrail’e verilmesine karşı çıkanları “Yahudi sermayesi düşmanlığı” ile suçluyor. Erdoğan, İsrail’e vermeye o kadar gönüllü ki, kendi çözemediği işsizliği bile 210 bin dönümlük araziyi ele geçirecek İsrail’e çözdürüyor! Ey, AKP’nin şövalyeleri, hala Erdoğan’ı, AKP’yi övecek, bunların ülke yararına işler yapma iddiasında olduğunu dile getirecek
yüzünüz var mı? Bu bölgenin stratejik önemi aslında ekonomik önemi kadar ciddiyetle ele alınması gereken bir durum. İsrail’in Suriye sınırına yerleşmesi demek, İsrail ve terör sorununun tüm Ortadoğu’ya taşınması demektir. Dolayısıyla, tüm Ortadoğu’yu istikrarsızlık dalgası beklemektedir.
Peki, Erdoğan’ı bu kadar İsrail’ci olmaya yönelten nedir? Neyin “bedeli” ödenmektedir? AKP’nin şövalyelerinin cevaplayamayacağı bir soru daha! Davos’un rövanşı olabilir mi? Hayır, bence, AKP’nin iktidarda kalmasına göz yumulmasım karşılığında ödenecek diyetlmer zincirinin bir halkasıdır, mayınlı araziler.
Ey halkım, bak; kral çıplak!
*Alıntı : Ali Rıza Özkan







12 Haziran 2009 19:06
İsrailde çalışan işadamından mayın konusunda tokat gibi cevap
Sn. Başbakan; İsrail kendi topraklarında Türk firmalarınca alınmış projelerde istihdam edilmek üzere Türk işçisinin İsrail’e girişini engellerken ve siz buna T.C. Başbakanı olarak ses çıkartamazken hangi mantık ve anlayış ile kendi toprağınızda kendi milletinizi ırgat yaparak işsizliğin önüne geçmeyi planlıyorsunuz? İsrail menşeli 1200 firmanın Türkiye faaliyetlerini siz
kolaylaştırırken, bırakın siz İsrail’e 1200 Türk firması sokmayı 1200 iş gücü dahi gönderemiyorsunuz. Sonra da Suriye sınırındaki vatan toprağını vererek Türk insanına istihdam kapısını açacağınızı iddia ediyorsunuz.
Ne sizin ne hükümetinizin ne de başka bir iradenin hayati önem arz eden ve bu günlerde İsrail ve ABD için değeri paha biçilmez olan bir memleket arazisini her ne ad altında olursa olsun başka bir iradeye teslim etmeyi düşünmesi dahi kabul edilemez.
Altı petrol üstü tarım cevheri olan jeopolitik değerinin ise paha biçilmez olduğu bu toprak 80 milyonluk milletimize aittir.
O halde milletin malı için irade de millete aittir. Sorun bakalım millet ne diyor bu işe? Demokraside referandum mekanizması sık sık kullanılması gereken en önemli mekanizmadır. O halde gidin millete…
*Alıntı : A. Yılmaz