Ilımlı Hristiyanlık
ABD ve AB’nin İslam dünyası ve Türkiye için biçtikleri ‘ılımlı İslam’ kılıfı ülkenin içişlerine de karışan Batılıların 19. yüzyıldan kalan sömürgeci pervasızlığının bugüne dek sürdüğünü gösteriyor. Onların ilgisi Türkiye ya da tek tek ülkeler değil, 21. yüzyılın enerji açığını kapatacak, kendilerine hizmet edecek İslam dünyası, yani 1.3 milyarlık bir sömürge pazarı.
ABD’den ılımlı Hıristiyan ve İsrail’den ılımlı Yahudi olabilir mi? Fransa ve İtalya’dan ılımlı Katolik, Rusya’dan ılımlı Ortodoks, Çin’den ılımlı Budist olmaları istenebilir mi?
Herhangi bir aydınlanmış Türk vatandaşı kendine şu soruyu sormalı: ABD bir yandan İslama doktriner bir savaş ilan ederken (şu ünlü Clash of Civilizations –Medeniyetler Çatışması- hikâyesi) Türkiye’yi neden yeni sömürge planına sokmaya çalışıyor?
Dünyadan biraz haberi olanlar bir iki olgunun farkındadır:
1. Eski sömürgeciler dünyanın en zengin ülkeleridir;
2. Eski sömürgeler dünyanın en fakir ülkeleridir;
3. Dünyanın en zengin ülkeleri, dünyanın en zorba ve her zaman askeri güç kullanan ülkeleridir;
4. Dünya nüfusunun %20’sini oluşturan Müslümanlar, örgütsüz, eğitimsiz ve dünya politikasında sözü olmayan toplumlardır ve ekonomik olarak dünya konjonktüründe sömürge statüsünden fazla uzak değillerdir.
Bütün Müslüman ülkelerin toplamının dünya ülkeleri katında İsrail kadar itibarı olmadığına, İsrail’in acımasız saldırganlığı vesilesiyle tanık oluyoruz. Bütün bu eşitsizlikleri aklını peynir ekmekle yememiş olanlar görür.
AVRUPALILARIN YAZDIĞI TARİH
Hıristiyanların politik ve ekonomik hegemonyaları sürüp gidiyor. Çağdaşlık olgusu Avrupa tarihinin gelişmesi içinde tanımlanmıştır. Bilim ve teknoloji son üç yüz yılda Avrupa’yı dünya egemeni yapmıştır. Dünya tarihi Avrupalıların zaferi ile biten tarih olarak yazılmıştır. Geri kalan dünya marjinaldir. Bütün dünyaya da bunu kabul ettirmişlerdir. Çünkü tarihi kaynakları da herkesten çok Avrupalı tarihçiler incelemiştir. Bilim, sanat, felsefe, edebiyat, teknoloji Avrupa birikimi üzerine oturuyor. Bu onların kendilerini, bizim de onları haklı görmemizi kolaylaştırıyor.
Teknolojiyi satın alan, kullanan, fakat üretmeyen dünya sömürülen dünyadır. Üretemeyen dünya eğitimini çağdaşlaştıramayan dünyadır. Ne yazık ki toplumlarını Ortaçağdan kurtaramayan ülkelerin başında İslam ülkeleri geliyor. Bu sömürülmüş ve sömürülmeye devam edecek ilkellik içinde bunalan ve Hıristiyanların istedikleri zaman asker gönderdikleri İslam dünyası 19. yüzyıldan bu yana kesinlikle edilgen bir dünyadır. İslam Peygamberini cehennemde yakan Dante gibi, ABD ve AB Müslümanları da neredeyse şeytan gibi görüyorlar. Ilımlı İslam, sömürge yapmak istedikleri İslamdır. Oysa günümüzde bu istek kendi tarihleriyle ve uygarlık ilkeleriyle çelişkili bir
politik dayatmadır.
Thomas Jefferson insanların doğal hakları (natural rights) ilkesini doğal hukuk (natural law)’tan çıkarıyordu. Bağımsızlık Bildirgesi’nde (Declaration of Independence) ‘Bütün insanlar eşit yaratılmışlardır, onları yaratan onlara dokunulamaz haklar vermiştir. Bunlar arasında yaşam, özgürlük ve mutluluğun aranması vardır. Bunlar kanıtlamaya gerek olmayan (self-evident) gerçeklerdir’ diyordu.
Bu ilkeler Tevrat ya da İncil’den değil, John Locke’tan esinlenmişlerdi. İrak’ta bir milyon kişi öldüren ve İslam dünyasını ellerini yakmadan yıkayacakları bir ılık su gibi görmek isteyenler, İngiliz İmparatorluğuna karşı bağımsızlık savaşını verdiklerinde, Jefferson gibi konuşuyorlardı.
ONLAR DA ILIMLI OLSUN!
İnsan hakları beyannamesi, insanlar eşittir, fakat Avrupalılar ve Hıristiyanlar daha eşittir demiyor. Müslüman ülkelerin liderleri özgün bir insan geleceği için Hıristiyanların ve Yahudilerin de ‘ılımlı’ olmalarını isteseler ne olur?
Önce Müslümanların 18. yüzyıldan bu yana çektikleri eşitsizliklerin Hıristiyanlarca ve Yahudilerce kabul edilmesi gerekir. Sonra ılımlı Hıristiyanlar ve ılımlı Yahudiler atom bombası stoklarını ortadan kaldırmalılar. Filistin’de bağımsız bir Arap devletine izin verilmelidir. ABD ve İngiltere Irak’tan çıkmalı, ölen Iraklılar ve yıkılan ülke için büyük bir tazminat ödemelidir ve Hıristiyan devletler Müslüman ülkelerdeki askeri üslerini kaldırmalılar.
Böylece dostlarımız ılımlı Hıristiyan olurlar. Etrafındaki İslam devletlerini dehşete düşürmezse İsrail de Ilımlı Yahudi olabilir. Ilımlı Hıristiyan eğlenceli bir deyim. Roma kilisesinin bu bağlamda tepkisini tahmin etmek zor.
Sayın okuyucular, ABD’den ılımlı Hıristiyan ve İsrail’den ılımlı Yahudi olabilir mi? Fransa ve İtalya’dan ılımlı Katolik, Rusya’dan ılımlı Ortodoks, Çin’den ılımlı Budist olmaları istenebilir mi?
Dünya devletlerinin anayasaları buna elverişli değil. Çünkü hepsi laik devletlerdir. Dünyada söz konusu olmayan bir şey, Türkiye’de neden tartışma konusu oluyor?
Türkiye’yi bu komedilerin konuşabildiği bir Ortaçağ toplumuna dönüştürme olasılığı olmasa bile, ülkenin entelektüel düzeyi yarım yüzyılda, kırsal kültür temsilcilerinin elinde bu ortaoyunu söylemine indirgenmiştir.
İslam dünyası kendi cehaletine dayandırılarak, bir yalan İslam imgesi içinde hapsedilmek isteniyor. Bu, Hıristiyan dünyanın, Budist dünyaya göz kırparak hazırladığı 21. yüzyıl sömürge programıdır. Biz bu kadar budala mıyız? Filistin’in, Irak’ın, Afganistan’ın, hatta Kosova’nın durumunu değerlendiremezsek İslam nasıl kurtulacak? Anlaşılan seçimi Hıristiyan desteğiyle kazanan Bush, Hıristiyan demokrat Merkel, Katolik Berlusconi, Papa, Sarkozy, Olmert, İslamın ve Türkiye’nin geleceğini bizden çok düşünen insanlar.
Türkiye için, İslam için düşündükleri gelecek, namuslu bir Türk’ün, ya da Müslüman’ın rüyasına girse hiç bir abdest ve dua, onu temizleyemez.
Alıntı : Bilim Teknik