Çoğulcu Demokrasi

AKP “çoğulcu demokrasi” yanlısı olduğunu sürekli vurguluyor. DTP’de aynı söylevi kullanmaktadır.
Çoğulcu demokrasi, azınlıkların da, çoğunluk halkın tüm haklarına sahip olması, zaman içinde azınlıkların da çoğunluğun yerine geçebilmesini, benimseyen bir düzendir. Ayrıca , sivil toplum kuruluşların yönetimde söz sahibi olmasıdır. Çoğulcu demokrasiye, batılı ya da katılımcı demokrasi tanımlası da, yapılır. Bu demokrasi türü kuruluş biçimi itibariyle, çok ulusla kuruluşu gerçekleşen devletler ve - veya sömürgeci devletlerin, boyundurluğuna girmiş devletlerin, düzeni olarak gerçekleşmektedir.

Türkiye’de yapılmak istenen de azınlıkların siyasal olarak aynı haklara sahip olması ve anayasal olarak çoklu meclis sistemine geçiş olarak söylenebilir. Üniter yapının dokuları zayıflatılarak, zayıf dokulu üniter yapıda yerel – bölgesel yönetimlerin öne çıkarılması planlanmaktadır. AKP hükümeti, Kürtleri de azınlık kategorisine sokarak, Kürt, Pontus, Süryani , Ermeni ve yeni özerk bölgeler oluşturarak, yeni düzenlemeler yapmak amaçlı, siyaset üretmektedir ve uygulamaktadır.


2006 tarihinde çıkarılmış olan “Bölgesel Kalkınma Ajansları” yasası da bu amaçlı çıkarılmış bir yasadır. Çoğulcu demokrasi çerçevesinde çıkarılan bu yasa, Türkiyeyi 12 büyük eyalet statüsünde ayırarak, yarı üniter devlet modeline geçme amaçlıdır.

DTP siyasi görüşlerini açıkça söylerken, AKP söylemlerinin içini açmayarak gizli bir siyaset yürütmektedir. ”Tek Millet Tek Devlet” söylevinde bulunurken, aslında- yapmış olduğu siyaset açılımı olarak- Kürtlere ve her azınlığa bir devlet, söylemini gerçekleştirmektedir. Doğal olarak siyasetini gizlemektedir. Bunun aksini ortaya koyduğunda, Türk olarak kendini tanımlayan % 80 oranında ki büyük bir kitleden oy alamayacaktır. Böyle bir durumsa iktidarlarını kaybetmesine yol açacaktır. Şu anda
özellikle AB ve ABD, büyük bir iştahla destekledikleri bu yeni düzenin uygulama ve geçiş dönemi yaşanmaktadır. Tabii bu süreç AKP ve ABD-AB için en sancılı dönemdir. Anayasaya aykırılığı tartışılmaz bu siyaset, çok yavaş bir şekilde vur kaç taktiği ile gerçekleşmektedir. Bu süreç içinde Silahlı Kuvvetler sorunun da çözülmesi gerekmektedir. Bu da Ergenekon ve benzeri hayali yapılanma üretilerek, TSK’nın
hareket kabiliyetinin en aza indirilmesi gayreti siyasetidir. Bu süreç içinde, hem sivil dinamikler hem de askeri dinamikler, kontrol altına alınmaktadır. Temel amaç, ”çoğulcu demokrasi” olarak tanımlanan, federe – otonomik yapılanmaların kansız ve sancısız gerçekleşmesidir.

AKP’nin bu davranışının ve isteğinin simetrisinde CHP ve MHP durmaktadır. CHP ve MHP bu geçiş sürecinde AKP’ye gerekli koşulları hazırlamada yardımcı olurken, muhalefet kimliklerini de – anlamsız tartışmalar – sonucu itibariyle önemsiz tartışmalar- yaratarak, sürdürmektedirler. CHP ve MHP’nin üst yönetim kadrosu da AKP ile aynı görüşü sergilemektedir. İşlevsel olarak, sonuca gidiş siyasetlerinde AKP’ye engel olmazlarken, halk önünde itiraz edici rollerini oynamaktadırlar.

Burada en dikkati çeken konulardan biri şudur;

CHP ve MHP, halka hiçbir zaman, AKP’nin gerçekte nasıl bir siyaset uyguladığını ve ne amaçladığını söylememiştir. Bu örtme siyaseti ise AKP’nin yolunda, pürüz olmadan devam etmesidir. AKP’nin federatif modele geçiş sürecini tamamlamakla görevli olduğunu bildirmemekle, aynı değirmene su taşıdığını aslında kanıtlamaktadır. AKP, CHP, MHP Türkiye’yi yarı üniter devlet modeline doğru taşımaktadırlar.
Bu siyasetin ismi ”Çoğulcu Demokrasi”dir.

*Alıntı:Klastv

  • Facebook
  • TwitThis
  • MySpace
  • LinkedIn
  • Google
  • YahooMyWeb
  • Print this article!

Yanıtla

Gönderi yapmanız için giriş yapmanız gerekmektedir.