Oca 15 2011

Polis Şiddeti

› Gönderiyi okumaya devam et


Eki 1 2010

Maç bitti!

Maç bitti.
“Recep Bey” galip…
“Kemal Efendi” mağlup.

Evet-hayır analizini uzatmayacağım:
Bir siyasi parti 8 yıl iktidarda kalıp her seferinde sandıktan birinci parti olarak çıkıyorsa tebriği hak ediyordur.
Ancak benim derdim “evet” ya da “hayır” değil…
Sandık demokrasilerde her derdin devasıdır öyle değil mi? İrade yenilenir, gerilim azalır… Biriken gazını alır kitlelerin adeta, rahatlatır.

Normalde öyledir.
Peki, bizde böyle mi oldu?
12 Eylül’de sandığa gittik.

Sizce bu toplum, bu insanlar rahatlamış görünüyor mu?

› Gönderiyi okumaya devam et


Ağu 11 2010

Kaçırılmış!

Ankara’da, adamın biri işine giderken birden sıkışık bir trafiğin içine düşer, ama trafik bir milimetre bile kıpırdamamaktadır. Bir süre sonra arabasının yan camına birisinin tıkladığını görür ve camını açar.

-Ne var, ne olmuş acaba???

-Teröristler Tayyip Erdoğan’ı yakaladılar…. Eğer 1 milyar ytl verilmezse üzerine benzin döküp yakacaklarmış!

-Ha, şimdi anladım bu trafiği…

-Ya, işte onun için herkesten biraz yardım topluyoruz.

-İnsanlar ne kadar veriyor ortalama olarak?

-Valla, yaklaşık olarak 5’er litre…!

*Alıntı


Haz 18 2010

Akepeci Değilim amma…

Tanrının en büyük yalanı olduğuna inandırmasıdır.
Tanrıyı sahibinden ihtiyaçtan yaratan ve bundan maddi, manevi çıkarı olan insanların uydurduğu kutsal demliktir hakkındaki organize şebekenin doğduğumuzdan beri kulağımıza üflediği hikayeler. Ayrıca olumsuzdan tanrıyı olumlamayı sağlayan negatif çakal şeytanın en büyük yalanı olmadığına inandırmaktır.

Şeytanın takiyyeci avukatları da vardır, açıkça, mertçe savunanı da. Son yıllarda uydurduğum hayal kahramanı hz. Makyavellah Hocaefendi’nin de kendi gibi hayal mahsulü pırıl pırıl, nur yüzlü takiyullah şakirdleri olsa böyle savunurdu sanırım. Hayali cihane değen hayali canlarım benim.

Bir de gariban Makyavelin aklına gelmeyecek yöntemlerle, laf oyunlarıyla şeytana dava vekilliği yapanlar vardır ki, bu kendine cinlerin numaraları ikinci laflarında belli olur.

Seçim yaklaşıyor. adaylar hakkındaki buralar da dahil olmak üzere internet sitelerinin yorum sayfalarına göz atarsanız apayrı bir insan türüne rastlarsınız. Söylem şudur:

“Akeepeyi sevmem, dinle de işim olmaz, evimin kapısında her daim boş bira şişesi bulunur, hatta vallahi de billahi de liberalim, ammaaa Melih başganım çok iyi çalışıyor, bu seçimde ilk defa AK Partiye vereceem”

Bu pohun laciverd kazaklısının söylemi de:

“Fethullahçı değilim, hatta sevmem amaa adam çalışıyor aaabii, süffer bir adam aslında. Hem noolmuş Amarikanyadaysa? İmana getirecek kefereyi, senin aklın ermez bu başka hesap, ışık evinde bulduk biz bu kemali”

İşte ampul cinimiz budur. Hatta işte o cin! bir çok taktikten biri de zalimi cilalayıp mazlum diye pazarlayan mazlum dili ve edebiyatı öğrencileridir. Arkadaşın youtube’un gizli yasaklanma sebebi olan “sinsice sızın, zamanı gelince ayarlarız sistemin dilini hicazcaya” laflarını cesurca perdeler, “o cici aslında, bakmayın dişindeki kana”..

› Gönderiyi okumaya devam et


Haz 9 2010

Sırasıyla

Başbakan Tayyip Erdoğan, akıl hocalarından birinin sözlerine göre sırf “polemik yaratmak” amacıyla mı söyledi yoksa zihninin derinliklerinde saklı düşmanca duygulardan şimdilik sadece İsmet İnönü ile ilgili bölümü mü açıkladı, henüz bilemiyoruz. Ama İsmet İnönü’yü Hitler’e benzeterek çok büyük bir ayıp etti.

Dediklerinin gerçekle bağlantısına değinmeden önce Demokratik Sol Parti Genel Başkanı Masum Türker’in (Bu sözleri) “Ulusal kahramanımıza bir saldırı olarak değerlendiriyor, Başbakan’ı İnönü ailesinden ve Türk halkından özür dilemeye davet ediyoruz” şeklindeki ifadesine katıldığımızı söylemek isteriz.
Tabii Erdoğan’dan böyle bir jest beklemenin anlamsız olduğunu bile bile…

Başbakan Erdoğan’ın siyasi rakibi Deniz Baykal’a yanıt verirken:
“Kendisini Çörçil’e (Churchill), bu ülkenin hükümetini de Hitler’e benzetiyor. Eğer illa Hitler’e benzetilecek bir figür arıyorlarsa, genel merkezlerindeki eski Genel Başkan fotoğraflarına baksınlar. Orada Führer’e özenip kendisine ‘Milli Şef’ dedirtmiş genel başkanlarının Hitlervari bıyıklarının altından kendisine gülümsediğini görecekler. Ona baksınlar” dediği dünkü gazetelerin hepsinde yer almıştı.
Önce belirtelim… İsmet Paşa’nın “Hitlervari” bıyığına biz hiç tanık olmadık. Ama dünkü VATAN Gazetesi’nde, Hitler’in iktidara gelmesinden 10 yıl önce çekilmiş bir “badem bıyık”lı bir İsmet Paşa fotoğrafı vardı.

› Gönderiyi okumaya devam et


May 25 2010

Bilin bakalım burası neresi?

* Bu ülkede ezan okunurken mutlaka durup dinlersiniz. Zira hiçbir minarede sonuna kadar açılmış, yarısı da patlak hoparlörler yoktur. Müezzin şerefeye kadar zahmet edip çıkar ve oradan okur. Ve gerçekten çok güzel okur, herkes te onu dinler.

* Caminin 5-10 metre ilerisinde ki bir kaffede ya da barda istediğiniz alkollü içkiyi içebilirsiniz. Kimse, “olmaz, burası camiye 100 metreden yakın, ruhsat verilmez!” falan demez.

* Kadınlar yasalar önünde gerçekten birinci sınıf vatandaştır. Mirasta kız çocukları daha önde tutulur. Kadın istemediği sürece boşanmak çok zordur. veee en çarpıcı fark ta şudur: Bir kadına arabanızla çarpıp yaralarsanız alacağınız ceza, erkeği yaraladığınız zaman alacağınız cezadan yaklaşık % 50 daha fazladır.

* Çöldeki bedevi bile ana dili gibi Fransızca konuşur.

* Kanun ve kurallara uyulur: çölde LandRover la bizi safariye götüren şoför, dümdüz ve kaymak gibi bir asfalt yolda günlerce, saatte 60 km. hızın üstüne çıkmayarak beni deli etmişti.

* Ne tarihi dokuları, ne de cennet gibi bir doğaları var. Aslında, yılan, akrep ve çölden başka hiçbir şeyleri yok. Ama Şubat’ta da Mayıs ayında da, her taraf turist kaynıyor.

* Etrafta bir tane bile maganda göremezsiniz.

* Zeytin ağacı ve zeytin üretimi neredeyse bizim kadardır. Ülke büyüklüğü bizimkinin BEŞTE BİRİ kadardır. Nüfus ta yaklaşık SEKİZDE BİRİ !!!

› Gönderiyi okumaya devam et


Nis 24 2010

Bizdeki ne?

Gül Devrimi
Gürcistan’da, Devlet Başkanı Eduard Şevardnadze’ye 2003 yılında görevini bıraktıran dış destekli operasyon.

Lale Devrimi
Kırgızistan’da 2005 meclis seçimlerinden sonra Akayev’in istifasıyla sonlandırılmış dış destekli operasyon.

Turuncu Devrim
Ukrayna’da 2005 yılında gerçekleşen dış destekli diğer bir operasyon.

Her üçünün de ortak paydası dışarıdan destekleriyor olmaları
Kim destekliyor?

Amerika’da Freedom House, Open Society Enstitüsü ve National Democratic Institute ve George Soros !
Bu üç devrimden geriye ne kaldı,
Ya da bu üç devrim ne kazandırdı?
Hiç bir şey!

Renkli devrimlerin Emperyalizmin pazar alanlarını paylaşma amacını taşıyordu.
İnsan hakları, demokrasi gibi kavramlar bu devrimlerin amaçları için kullanılmıştı.
Piyon öne sürüldü vezir yapıldı,
Bu ülkelerde örgütler kuruldu,

› Gönderiyi okumaya devam et