Fransız Öpücüğü
Neymiş efendim…
Fransa bize akıl öğreteceğine, Cezayir’de yaptıklarına baksınmış.
(Zizu, Cezayirli… Yezid Zeynüddin bin İsmail Zidane yani… Fransa milli takımının kaptanıydı. Cezayir milli takımı desen, 17 futbolcusu zaten Fransız vatandaşı.)
Alan razı.
Veren razı.
Sana ne taaa Cezayir’den?
Allah’ın salağı.
Antep neden Gazi?
Maraş neden Kahraman?
Urfa Neden Şanlı?
Mustafa
Hep aynı höt zöt…
Elçiyi geri çekeriz.
Breh breh breh!
İki sene önce… Fransa’nın Nancy kentine bağlı Pont-a-Mousson kasabasındaki Jacques Marquette Lisesi’nin tarih dersinde Ermeni soykırımı işleniyordu. Sınıfta bulunan beş Türk öğrenci, soykırım iddiasını reddetti, öğretmenle çatır çatır tartıştı. Öğretmen kızdı, çocukları sınıftan attı.
Haftaya… Aynı öğretmen sınav yaptı, “Ermeni soykırımını anlatın” dedi. Dört Türk öğrenci dilleri döndüğünce “soykırım yoktur”u anlatırken… 13 yaşındaki Mustafa, çocuk aklıyla sinirlendi, “varsa da hak etmişlerdir” yazdı. Anında disiplin’e verildi. Okuldan uzaklaştırıldı.
Mustafa’nın babası derhal okula çağırıldı, “oğlunuz Fransız yasalarına karşı suç işledi” diye fırçalandı. Baba, gayet sakin şekilde, “hak etmişlerdir sözü için oğlum adına elbette özür dilerim ama, soykırım iddiasını kabul etmeyenlerin cezalandırılmasını öngören bir Fransız yasasını hiç duymadım” dedi. Vay sen misin bu cevabı veren…
Durmak yok, yola ışık hızıyla devam!
Durmak yok ışık hızıyla yola devam
Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi, taaa 34 sene önce uzaya gönderilen Voyager uydusunun, 17 milyar 700 milyon kilometre yol kat ederek, Güneş Sistemi’nin sınırına ulaştığını, sadece dört sene sonra sonsuz boşluğa girip, bilgi göndereceğini açıkladı.
8000… Yazıyla, sekiz bin fizikçi ve mühendisin çalıştığı Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi, bugün, Higgs bozonu adı verilen, atomaltı parçacığının esrarını açıklayacak. 14 milyar sene önce evrenin doğumuna yol açtığı varsayılan büyük patlama ortamını yaratan deney, 10 milyar dolara mal olan Büyük Hadron Çarpıştırıcısı’nda gerçekleştiriliyor. Büyük Hadron Çarpıştırıcısı, İsviçre-Fransa sınırında, yerin 100 metre altında, 3.8 metre çapında, 27 kilometre uzunluğunda bir tünel… Bu tünel boyunca, ışık hızına yakın süratle, iki proton huzmesi veriliyor, birbirlerine çok yakın ama aksi istikamette yol almaları için, eksi 271 dereceye kadar soğutulmuş süperiletken elektromıknatıslar kullanılıyor, çarpıştırılıyor. Saniyenin iki trilyonda biri kadar süren çarpışmayla, büyük patlama anındaki koşullar yaratılıyor, teorik fizikte kütle mantığının temelini oluşturan Higgs parçacığının varlığının kanıtı aranıyor; büyük patlamadan hemen sonra Higgs Field denilen enerji alanının oluşması, atom başta olmak üzere, evreni meydana getiren kütlelerin ortaya çıkması bekleniyor.
En büyük asker bizim asker
Bi fotoğraf…
Komando. Kamuflaj kıyafeti giymiş.
Alnında, ay-yıldızlı bandana. Göz altları siyaha boyanmış. Sert ifadelerle bakıyor. Elinde ağır makineli tüfek. Göğsünde şarjörleri asılı. Belinde tabanca, baldırında 30 santim tırtıllı bıçak, ayak bileğinde el bombası bağlı. Sahilde. Zodyak botla çıkmış. Arkada, ufukta muhrip duruyor, havada kobra helikopteri uçuyor.
10 lira.
Çünkü…
Harekâtın yaşandığı yer, denize kıyısı olmayan, Burdur. Fotoğraf stüdyosu. Kahramanımız, 21 günlük bedelli asker. Çarşı izni hatırası… Tüfek tahta. Tabanca plastik. Bıçak maket. Bomba oyuncak. Sahil ve muhrip, duvara yapıştırılmış poster. Helikopter, bilgisayar montajı.
(Nüfusa oranla en fazla fotoğraf stüdyosu bulunan şehrimiz, Burdur… Alt tarafı 70 bin nüfus var ama, bedelli’ler 170 bin kişilik fotoğraf çektiriyor. Dışardakiler yetmiyormuş gibi, zahmet edip yorulmasınlar diye, tugay’ın içine fotoğraf stüdyosu kuruldu. Her sene ihale ediliyor. Bu seneki ihaleyi kazanan fotoğraf stüdyosu, bir sene için kaç para ödüyor biliyor musunuz? 550 bin lira! Üstelik… Parasıyla askerlik yaptıran askeriyemiz, fotoğraflardan komisyon alıyor.)
(Tugay, tatil köyü gibi… Butik var, hediyelik eşya dükkânı var. Karavana yok. Ankaralı bi firma, her öğün hazır yemek getiriyor. Kantinlerde meze, ezme, çiğköfte bile bulunuyor. Hamburger, sosisli, ne istersen… Canın çekerse, dışardan pizza bile söyleyebiliyorsun.)
Niçin?
Mesaj yağıyor.
“N.Ç.’yi yaz!”
E peki.
“İffet”in kafasını taksinin penceresine kıstırıp tecavüz ettiler. Tıpkı, Müjde Ar’ın kafasını pencereye kıstırdıkları gibi.
“Fatmagül”ü sıradan geçirdiler.
Hülya Avşar’ı sıradan geçirdikleri gibi.
Özlemişiz bi nevi.
“Öyle Bir Geçer Zaman ki”de Ali Kaptan’ın canı çekti, boynuzlayarak boşandığı Cemile’ye tecavüz etti, beş yaşındaki Osman’ın gözü önünde… Şerefsiz Ekber desen, şıllık Karolin’e kitlerken, başını küvete çarptı, rahmetli oldu, hevesimiz kursağımızda kaldı!
“Bir Çocuk Sevdim”de henüz reşit olmamış liseli Mine’yi hamile bıraktılar. “Ay Tutulması”nda Kenan, Şebnem’in ırzına geçti. “Canan”ın ağzını tıkayıp, masaya yüzükoyun yatırarak bec
“Muhteşem Yüzyıl”ı dekoder’siz seyretmek mümkün ama, prezervatifsiz seyretmek mümkün değil…. Sümbül Ağa olmasa, Boncuk Ağa bile kaşla göz arasında Sadıka’yı hallediyordu, az daha.
“Yaprak Dökümü”ndeki damat sülaleyi dizdi; Önder Somer’in ilaçlı gazoz taktiğiyle baldızı filan bayılttı, zorla yatağa attı, sıra galiba kaymakam Ali Rıza Bey’e gelmişti ki… Allah’tan dizi bitti.

