Viagra online
XANAXadderall onlineLevitraPuppies for sale
Tem 24 2009

Kemalizm ve İçimizdeki AB

(Bu yazı, Cumhuriyet Gazetesi , Aydınlık dergisi , Radikal gazetesi ve mudafaai-hukuk dergisi tarafından çeşitli bahaneler ileri sürülerek yayınlanamamıştır.- yazar dip notu.- )

Bu makale, aslında itiraf etmek gerekir ki, biraz zamansız yazıldı. Ne “sağ”cıların, nede solcuların hatta anadan babadan kalma yöntemlerle “solculuk” yapan “sahte sosyalistlerin” üzerine alınması ve de “anlaması” beklentisi içinde değiliz.

Gelecekte, “Mülkiyeden” (!) birileri çıkar da “Gerçek Kemalist’lerin akılları neredeydi denildiğinde, vereceğimiz bir cevabın olması açısından bu makalenin sadece kayıtlara girmesi temel amacım. İşte o zamana kadar, önce ‘Atatürk’ yerine “Mustafa Kemal”, sonra da “Atatürkçülük” yerine “Kemalizm” kavramını kullanmaya devam edeceğim. (Hem biçim, hem de içerik olarak! ).

Önce 1923 Kemalizm Tanımlaması:
Kemalizm ;, Aydınlanma döneminin ürünü olan sağ ve sol evrensel değerleri aynı anda kapsayan ve her iki değerler kümesini tek bir ulusal devlet potasında içselleştiren, anti emperyalîst (bağımsız) yeni bir paradigmanın adıdır.

Kemalizm “Demokrasi” yerine rahatlıkla kullanılabilir.
Kemalizm, Türk devriminin bir ürünü olup, döneminin çok ötesinde “akılcı”(pozitivist) paradigmayı da içeren bir “üst bilinç” devrimidir.
Kesinlikle, Kemalizm bir üçüncü yol olması nedeniyle Sosyalizme (salt sosyalizm) eşlenemez ve de indirgenemez.

› Gönderiyi okumaya devam et


Tem 7 2009

Gelecekteki Türkiye

Bir çocuğun büyümesini, anası babası zor fark eder.
Çünkü çocuk her gün gözlerinin önündedir ve bir günden ertesi güne değişiklik olmamaktadır.
Çocuk hep aynı gibidir. Ama aynı çocuğu bir yaşında gören kişi dokuz yıl sonra gelip de onun on yaşını sürdüğünü gördüğü zaman gözlerine inanamaz.
Ve çocuğu tanıyamaz.
Ülkeler için de durum böyle.
Her sabah kalkıyoruz, gazeteleri okuyoruz, işe gidip geliyoruz, akşam televizyonda haberleri izliyoruz ve ülkedeki büyük değişimi fark edemiyoruz.
Her şey aynıymış gibi geliyor. Oysa, Türkiye büyük bir hızla değişiyor, dönüşüyor, bambaşka bir ülke haline geliyor.
Bunu anlamanın en kestirme yolu, ülkeyi üç beş yıldır görmemiş birisinin tanıklığına başvurmaktır.
İnanın bana, bütün samimiyetimle söylüyorum; bir süre sonra Türkiye iyice tanınmaz hale gelecek.
Siz bile şaşıracaksınız.
Peki bu değişimin yönü ne?

› Gönderiyi okumaya devam et


Tem 1 2009

Çoğulcu Demokrasi

AKP “çoğulcu demokrasi” yanlısı olduğunu sürekli vurguluyor. DTP’de aynı söylevi kullanmaktadır.
Çoğulcu demokrasi, azınlıkların da, çoğunluk halkın tüm haklarına sahip olması, zaman içinde azınlıkların da çoğunluğun yerine geçebilmesini, benimseyen bir düzendir. Ayrıca , sivil toplum kuruluşların yönetimde söz sahibi olmasıdır. Çoğulcu demokrasiye, batılı ya da katılımcı demokrasi tanımlası da, yapılır. Bu demokrasi türü kuruluş biçimi itibariyle, çok ulusla kuruluşu gerçekleşen devletler ve - veya sömürgeci devletlerin, boyundurluğuna girmiş devletlerin, düzeni olarak gerçekleşmektedir.

Türkiye’de yapılmak istenen de azınlıkların siyasal olarak aynı haklara sahip olması ve anayasal olarak çoklu meclis sistemine geçiş olarak söylenebilir. Üniter yapının dokuları zayıflatılarak, zayıf dokulu üniter yapıda yerel – bölgesel yönetimlerin öne çıkarılması planlanmaktadır. AKP hükümeti, Kürtleri de azınlık kategorisine sokarak, Kürt, Pontus, Süryani , Ermeni ve yeni özerk bölgeler oluşturarak, yeni düzenlemeler yapmak amaçlı, siyaset üretmektedir ve uygulamaktadır.

› Gönderiyi okumaya devam et


Nis 17 2009

Sıra CHP’ye mi Geliyor?

Yalçın Doğan Hürriyet’teki köşesinde Ergenekon tertibinin dökümünü yapıyor:

“Önce Kanal Biz, patronu Tuncay Özkan. Ardından ART, patronu Mustafa Özbek. Son olarak Kanal B, patronu Prof. Dr. Mehmet Haberal.
Anılan kanalların ortak yanı AKP’ye muhalefet. Anılan patronların ortak yanı Ergenekon sanığı.
Tesadüfe bakın.”

Ya gazeteler, dergiler, vb…
Cumhuriyet…
Doğan Grubu’nun gazeteleri…
Aydınlık…
Belki unuttuklarım da vardır…

› Gönderiyi okumaya devam et


Mar 3 2009

Deniz Feneri

CHP Grup Başkanvekili Hakkı Suha Okay, Deniz Feneri e.V. davası ile AK Parti iktidarı arasında ilişki olup olmadığı konusunda Alman makamlarından 10 soruyla ilgili bilgi alınması için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına başvuracaklarını bildirdi.

TBMM’de, Deniz Feneri davasına ilişkin CHP MYK üyesi Ali Kılıç ile basın toplantısı düzenleyen Okay, Almanya’daki Deniz Feneri dava dosyasının 170 gün sonra Türkiye’ye geldiğini, bunun da “önemli bir etap” olduğunu söyledi.

Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’nin “Bana ne yurt dışındaki bir davadan yahu…” dediğini, AK Parti sözcülerinin ise suçluların telaşı içinde gerçekleri ortaya çıkarmak isteyenlere iftira attıklarını iddia eden Okay, hukuk devletinde, eğer bir iddia varsa, “Deliller ortaya konsun, araştırılsın” denilmesi gerektiğini belirtti. Okay, ortaya konulan delilleri kabul etmemenin, gerçek dışı olduğunu ifade etmenin ve ele geçiriliş yöntemiyle ilgili kafalarda soru işareti yaratmanın AK Parti’den beklenen bir tavır olduğunu öne sürdü.

› Gönderiyi okumaya devam et


Şub 7 2009

Cennetin Anahtarı

29 Mart yerel seçimlerine doğru, adayların “sınır tanımayan vaatler” listesine akla, hayale sığmayacak eklemeler yapılıyor.
CHP İzmit belediye başkan adayı Sefa Sirmen, mahallelerde “Kuran kursları” açacaklarını duyurdu. CHP lideri Baykal da, “Kuran kurslarının, tarikatların elinde cumhuriyet karşıtları yetiştiren yerler haline dönüşmesin” diye tasarlanan projeye destek veriyor.
CHP’nin “Kuran kursu açılımı”nın medyaya yansıdığı gün, Deniz Baykal’ın Sultangazi’de törenle “CHP rozeti” taktığı aşiretin Eyüp’teki akrabaları, Emin Atmaca’nın belediye başkan adayı gösterilmemesi üzerine partiden topluca istifa ediyorlardı.
Bu tuhaf durum gazete manşetlerine de yansıdı:
“Çarşaf açılımı geri tepti”(Cumhuriyet), “Çarşaf olmadı, yeni umut Kuran kursu” (Vatan), “Gitti çarşaf, geldi Kuran” (Akşam), “CHP çok tehlikeli bir kapıyı aralıyor” (Radikal), “Yedinci ok dindarlık” (Taraf), “Çarşaf açılımı 87 günde bitti” (Yeni Şafak), “Çarşaflılar rozet attı’ (Sabah).
Hürriyet manşete, bir başka “kampanya skandalı”nı çıkarmıştı:
“Kara kömürden beyaz eşyaya”

› Gönderiyi okumaya devam et


Şub 5 2009

Çarşaflandı!

CHP’nin çarşaf açılımı çarşafladı… Çarşaflılar rozetlerini attılar, partiyi “Hırsız Sevigen” tezahüratıyla terk ettiler. Bu arada çarşafı iyi kullandılar. AKP’ye küstükleri için, çarşafı kullanarak CHP’ye gelmişlerdi. Giderken de CHP’yi aşağılayıp gittiler.
Peki bu olay CHP’ye ders oldu mu?
Ne gezer?
Şimdi de “Her mahallede bir Kuran kursu” açılımı başlatıldı.
Yine her türlü içtenlikten uzak, çarşaf açılımı gibi buram buram din istismarı kokan bir girişim.
Balçova Belediye Başkanı Mehmet Ali Çalkaya’nın kadınlar için kurduğu “semt evleri” modelinden Genel Başkan’ın haberi var mı? Binlerce kadın o evlerde meslek öğreniyor, bir yardımlaşma ağına katkıda bulunuyor. Binlerce gence malzemeleri verilerek spor imkânı sağlanıyor.
Her mahalleye bir semt evi.. Her mahalleye bir halk evi… Her mahalleye meslek edindirme kursları.. Her mahalleye spor imkânı… Her mahalleye müzik ve satranç kursu… Üniversiteye giriş kursu… Ne çok iş var yapılacak. Ama bunları anlatması zor, yapması zahmetli. Her mahalleye Kuran kursu çabuk sonuç verecek bir istismar modeli…

› Gönderiyi okumaya devam et