Akp, orduyu zorluyor!
AKP orduyu muhtıra vermesi için zorluyor
Anayasa değişikliği, referandum, Balyoz ve darbe iddiaları… CHP’nin Genel Başkanvekili Kılıçdaroğlu tüm soruları yanıtladı: 21′inci yüzyılın Türkiyesi’nde artık darbe olmaz. Olacaksa o tankların önüne önce CHP çıkar. AKP orduyu bir muhtıra daha versinler diye zorluyor çünkü mağduru oynayacak…
CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu mal varlığını adını taşıyan internet sitesinde yayımlayan bir politikacı. Polemiğe girdiği rakiplerini sakinliğiyle çıldırtan, elinde belgelerle kamera karşısına her geçtiğinde merak uyandıran bir isim. İstanbul Milletvekili Kılıçdaroğlu’na anayasa değişikliğinden yargı reformuna, CHP’nin muhalefet anlayışından solun eksiklerine kadar merak edilen tüm soruları sorduk…
- Darbe anayasasına karşıyız diyen CHP, sırf AK Parti getiriyor diye mi anayasa değişikliğine karşı çıkıyor?
Hayır. Anayasa değişiklikleri toplumsal uzlaşmayla yaşama geçirilmesi gereken belgelerdir. Gerilimli ortamlarda Türkiye’nin geleceğini etkileyecek yasaların çıkarılması doğru değil. Mutabakat lazım ama AKP dayatmacı mantıkla bunu yapıyor.
- AK Parti ile bu konuda uzlaşma olasılığınız yok mu?
AKP ileride Yüce Divan’dan kaçmanın yolunu arıyor. Yüksek yargıçları parlamentonun seçmesinin en çarpıcı örneği Sayıştay’dır. AKP, ‘12 Eylül Anayasası değişmeli’ diyor ama o döneme minnet duyuyor çünkü o yılların ürünü. O dönemin generallerine methiyeler dizdiler, korunup kollandılar. İşkencelerden solcular geçti. Geçici 15′inci maddeyi kaldıralım teklifimize hala yanıt vermediler.
Dersim Gafı
Muhalefet yapmayı bir türlü beceremeyen Chp, Onur Öymen’in Dersim gafıylla herkesi şaşırttı.
Kemalizm ve İçimizdeki AB
(Bu yazı, Cumhuriyet Gazetesi , Aydınlık dergisi , Radikal gazetesi ve mudafaai-hukuk dergisi tarafından çeşitli bahaneler ileri sürülerek yayınlanamamıştır.- yazar dip notu.- )
Bu makale, aslında itiraf etmek gerekir ki, biraz zamansız yazıldı. Ne “sağ”cıların, nede solcuların hatta anadan babadan kalma yöntemlerle “solculuk” yapan “sahte sosyalistlerin” üzerine alınması ve de “anlaması” beklentisi içinde değiliz.
Gelecekte, “Mülkiyeden” (!) birileri çıkar da “Gerçek Kemalist’lerin akılları neredeydi denildiğinde, vereceğimiz bir cevabın olması açısından bu makalenin sadece kayıtlara girmesi temel amacım. İşte o zamana kadar, önce ‘Atatürk’ yerine “Mustafa Kemal”, sonra da “Atatürkçülük” yerine “Kemalizm” kavramını kullanmaya devam edeceğim. (Hem biçim, hem de içerik olarak! ).
Önce 1923 Kemalizm Tanımlaması:
Kemalizm ;, Aydınlanma döneminin ürünü olan sağ ve sol evrensel değerleri aynı anda kapsayan ve her iki değerler kümesini tek bir ulusal devlet potasında içselleştiren, anti emperyalîst (bağımsız) yeni bir paradigmanın adıdır.
Kemalizm “Demokrasi” yerine rahatlıkla kullanılabilir.
Kemalizm, Türk devriminin bir ürünü olup, döneminin çok ötesinde “akılcı”(pozitivist) paradigmayı da içeren bir “üst bilinç” devrimidir.
Kesinlikle, Kemalizm bir üçüncü yol olması nedeniyle Sosyalizme (salt sosyalizm) eşlenemez ve de indirgenemez.
Gelecekteki Türkiye
Bir çocuğun büyümesini, anası babası zor fark eder.
Çünkü çocuk her gün gözlerinin önündedir ve bir günden ertesi güne değişiklik olmamaktadır.
Çocuk hep aynı gibidir. Ama aynı çocuğu bir yaşında gören kişi dokuz yıl sonra gelip de onun on yaşını sürdüğünü gördüğü zaman gözlerine inanamaz.
Ve çocuğu tanıyamaz.
Ülkeler için de durum böyle.
Her sabah kalkıyoruz, gazeteleri okuyoruz, işe gidip geliyoruz, akşam televizyonda haberleri izliyoruz ve ülkedeki büyük değişimi fark edemiyoruz.
Her şey aynıymış gibi geliyor. Oysa, Türkiye büyük bir hızla değişiyor, dönüşüyor, bambaşka bir ülke haline geliyor.
Bunu anlamanın en kestirme yolu, ülkeyi üç beş yıldır görmemiş birisinin tanıklığına başvurmaktır.
İnanın bana, bütün samimiyetimle söylüyorum; bir süre sonra Türkiye iyice tanınmaz hale gelecek.
Siz bile şaşıracaksınız.
Peki bu değişimin yönü ne?
Çoğulcu Demokrasi
AKP “çoğulcu demokrasi” yanlısı olduğunu sürekli vurguluyor. DTP’de aynı söylevi kullanmaktadır.
Çoğulcu demokrasi, azınlıkların da, çoğunluk halkın tüm haklarına sahip olması, zaman içinde azınlıkların da çoğunluğun yerine geçebilmesini, benimseyen bir düzendir. Ayrıca , sivil toplum kuruluşların yönetimde söz sahibi olmasıdır. Çoğulcu demokrasiye, batılı ya da katılımcı demokrasi tanımlası da, yapılır. Bu demokrasi türü kuruluş biçimi itibariyle, çok ulusla kuruluşu gerçekleşen devletler ve - veya sömürgeci devletlerin, boyundurluğuna girmiş devletlerin, düzeni olarak gerçekleşmektedir.
Türkiye’de yapılmak istenen de azınlıkların siyasal olarak aynı haklara sahip olması ve anayasal olarak çoklu meclis sistemine geçiş olarak söylenebilir. Üniter yapının dokuları zayıflatılarak, zayıf dokulu üniter yapıda yerel – bölgesel yönetimlerin öne çıkarılması planlanmaktadır. AKP hükümeti, Kürtleri de azınlık kategorisine sokarak, Kürt, Pontus, Süryani , Ermeni ve yeni özerk bölgeler oluşturarak, yeni düzenlemeler yapmak amaçlı, siyaset üretmektedir ve uygulamaktadır.
Sıra CHP’ye mi Geliyor?
Yalçın Doğan Hürriyet’teki köşesinde Ergenekon tertibinin dökümünü yapıyor:
“Önce Kanal Biz, patronu Tuncay Özkan. Ardından ART, patronu Mustafa Özbek. Son olarak Kanal B, patronu Prof. Dr. Mehmet Haberal.
Anılan kanalların ortak yanı AKP’ye muhalefet. Anılan patronların ortak yanı Ergenekon sanığı.
Tesadüfe bakın.”
Ya gazeteler, dergiler, vb…
Cumhuriyet…
Doğan Grubu’nun gazeteleri…
Aydınlık…
Belki unuttuklarım da vardır…


