Haz 5 2009

Atatürk’ün Son 300 Günü

Atatürk’ün son 300 gününü ve ölümünün hikayesini anlatan Sarı Zeybek belgeseli ilk kez 1993′ün kasım ayında ekrana geldi. Gördüğü ilgi üzerine birkaç ay içinde 3 kez daha yayımlandı. Ardından video kaset olarak piyasaya çıktı.Türkiye’de ilk kez bir belgesel, bu kadar büyük satış rakamına ulaştı. Kaset, yurdun dört bir yanında ilk ve orta dereceli okullarda eğitim filmi olarak gösterildi.

› Gönderiyi okumaya devam et


May 21 2009

Kardeş Kardeşe Borç Vermez

Mustafa Kemal Paşa, 3 Mayıs 1920 günü Doğu Cephesi Komutanı Kazım Karabekir Paşa’ya yazdığı bir mektupta “Devlette hiç para kalmadı. Şu anda içeride para temin edebileceğimiz bir kaynak da yok. Başka kaynaklardan para temin edinceye kadar Azerbaycan hükümetinden borç para alınmasını temin etmenizi rica ederim” diyordu. Kazım Karabekir Paşa, isteği Azerbaycan hükümetine iletti. Bu istek, Azerbaycan Sovyet Sosyalist Halk Cumhuriyeti ile Ankara Hükümeti arasındaki ilk resmi temastı.
 
Azerbaycan’dan Türkiye’ye uzanan kardeş eli 1921 yılı içinde Nerimanov’un şahsi emri ile Azerbaycan Dışişleri Bakanı Mirza Davut Hüseyinov, kazanılan Birinci-İkinci İnönü Savaşları münasebetiyle çektiği telgrafta “…Kazanılan bu büyük zaferlerden dolayı Türk halkını Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti adına kutluyoruz.” diyor ve bu büyük zaferlerin şerefine Azerbaycan halkının yardım için 30 sistern petrol, 2 sistern benzin, 8 sistern kerosin gönderdiğini bildiriyordu. Aynı yılın Mayıs ayında Azerbaycan devleti, TBMM hükümetine 62 sistern petrol gönderdi ve bundan sonra savaş bitinceye kadar aynı değerde petrol ve üç vagon dolusu kerosin göndermeyi taahhüt etti. Bu taahhüdün dışında 1922 yılında Batum yolu ile Azerbaycan dokuz bin tondan fazla kerosin ve 350 ton benzin gönderdi.
 
› Gönderiyi okumaya devam et


Şub 16 2009

Bir demeç

Gazi, çiftliğinde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına rastladı. Atatürk attan inerek bu ihtiyar kadının yanına sokuldu.
- Merhaba nine.
Kadın Ata’nın yüzüne bakarak hafif bir sesle;
- Merhaba dedi.
- Nereden gelip nereye gidiyorsun?
Kadın şöyle bir duralayıp;
- Neden sordun ki, dedi. Buraların saabisi misin? Yoksa bekçisi mi?
Paşa gülümsedi.
- Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar Türk milletinin malıdır. Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir. Şimdi nereden gelip nereye gittiğini söyleyecek misin? Kadın başını salladı.
- Tabii söyleyeceğim, ben Sincan’ın köylerindenim bey, otun güç bittiği, atın geç yetişdiği, kavruk köylerinden birindeyim. Bizim muhtar bana bilet aldı trene bindirdi, kodum Angara’ya geldim.
- Muhtar niçin Ankara’ya gönderdi seni?

› Gönderiyi okumaya devam et


Şub 11 2009

O’nu Anlamak

Dünyada ki bir çok noktada ki Atatürk büstlerinin bir kaçını size göstermeye çalıştım. Buna benzer birçok şeyi bulmak mümkün hatta deyimlerde bile M.K.Atatürk gibi düşünmeyi kullanıyorlar. Biz mi? Biz ise onu yerden yere vurmakla meşgulüz. Bir belgesel yapılıyor ve onu nasıl tanımlıyor. Biri kitap yazıyor onu diktatör olarak tanımlıyor. Bunu yapan bizim kendi halkımızdan çıkan ‘aydın’ olarak değerlendirilen isimler. Korkarım biz Atatürk’ü anlayamadığımız için bu günlerdeyiz. Peki ya onu anlayanlar?? Che’nin çantasında Nutuk çıkıyor. Bizim sosyalistler Atatürk’ü bir kenara bırakıp onu simgeleştiriyorlar. Bilmedikleri şey ise Che yaptığı herşeyi Atatürkten öğrendiği. Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük önderi ve dehası. Artık bize tarih kitaplarında öğretilen (sarı saçlı mavi gözlü olarak tanımlanan ) kişi den daha fazla onun düşüncelerinin ve ideolojilerinin izinden yürümeliyiz. Bu bizim ancak çıkış yolumuz olur. Yoksa Atatürk’ün dediği gibi “Geçmişinden yoksun toplumlar gelecekte var olamazlar” sözünde olanlar bizim içinde geçerli olacaktır. Artık bu at dizgin koşmayı unuttu. Bu atı yeniden şaha kaldıracak güç ve kudret damarlarımızda ki vatan ve Atatürk aşkı ile mümkün olcaktır.

› Gönderiyi okumaya devam et


Oca 26 2009

Laik Hukuk Ve Cumhuriyet

Atatürk’ün, cumhuriyeti kurarken yaptığı devrimlerden hukuk alanında yapılanlar nedense pek önemsenmez ve görmezlikten gelinir.

Oysa çağdaş uygarlık ülküsüne uygun toplumsal bir yaşam için yeni ve modern bir hukukun uygulamaya konulması gerekiyordu.

Atatürk bu ihtiyacı çok önceden görmüş ve yeni bir ulusla birlikte yeni bir “yurttaş” kimliğini inşa eden cumhuriyetin hukuk yapısını da buna göre şekillendirmişti. Bir bakıma, Avrupa’nın yüzyıllar önce yaşadığı “aydınlanma”nın Türkiye’de yerleşmesi ve toplumda zihinsel bir çağ değişiminin başarılması için hukuka araçsal bir görev yüklenmişti.

› Gönderiyi okumaya devam et


Oca 21 2009

Yürek Dediğin

Babası öldü.
Yetim büyüdü.
Üvey evlat oldu.
Tutuklandı.
Hapse atıldı.
Sürüldü.
İşsiz kaldı.
(Şöyle yazıyordu o sıkıntılı günlerde kaleme aldığı günlüğüne:

› Gönderiyi okumaya devam et


Ara 14 2008

İçimizden biri Atatürk

Atatürk`ün dünyada `başöğretmen` sıfatlı tek lider olduğunu

Bir geometri kitabı yazdığını. Üçgen, açı, dikdörtgen gibi ve 48 tane geometri teriminin Türkçe isim babasının bu yazdığı kitapla bizzat Mustafa Kemal olduğunu

Bir röportajda “Birleşmiş Milletlere üye olmayı düşünüyor musunuz?” diye sorulur, Atatürk: “Şartlarımızı koyarız, kabullerine bağlı. -Biz müracaat etmeyiz üye olmak için. Davet gelirse düşünürüz”. BM yasasını değiştirir ve ilk davet edilen ülke biz oluruz.

Yıl 1938, General McArthur’un en zor, en problemli, en buhranlı donemi. Birden çok sıkılır ve yanında duran yüz yirmiden fazla kişiye döner ve aynen şöyle der: “Şu anda hiçbirinizi değil, büyük istidadi ile Mustafa Kemal’i görmek için neler vermezdim”

› Gönderiyi okumaya devam et