May 29 2009

Kral Çıplak

En sonda söyleyeceğimi en başta söyleyeyim: Ey, AKP’yi savunmak için binbir mazeret yaratan internet şövalyeleri! Neredesiniz?

Yıllırdan beri, Türkiye ile Suriye sınırı arasındaki mayınlı bölgenin temizlenerek ekonomiye kazandırılması konuşuluyordu. Özellikle son yıllarda ise, AKP’nin bu arazileri temizleme karşılığında, İsrail’i 49 yıllığına kiralamam yönünde, en hafif deyimle “eğilimi” olduğu söyleniyordu. AKP yönetimi ve yılmaz AKP şövalyeleri bu iddiayı “külliyen yalan” kategorisinde püskürttüler, hep.

İddia sahipleri de, iddialarından vaz geçmediler. Çünkü, haber kaynaklarının sağlamlığına güveniyorlardı. Sürekli, bu arazilerin, ekonomik ve stratejik değerini anlattılar. İsrail’e verilmesinin hem ülkemize ve hem de bölge ülkelerine ne türden belalar getireceğine dikkat çektiler.

› Gönderiyi okumaya devam et


May 25 2009

İşsizlik

› Gönderiyi okumaya devam et


May 21 2009

Kardeş Kardeşe Borç Vermez

Mustafa Kemal Paşa, 3 Mayıs 1920 günü Doğu Cephesi Komutanı Kazım Karabekir Paşa’ya yazdığı bir mektupta “Devlette hiç para kalmadı. Şu anda içeride para temin edebileceğimiz bir kaynak da yok. Başka kaynaklardan para temin edinceye kadar Azerbaycan hükümetinden borç para alınmasını temin etmenizi rica ederim” diyordu. Kazım Karabekir Paşa, isteği Azerbaycan hükümetine iletti. Bu istek, Azerbaycan Sovyet Sosyalist Halk Cumhuriyeti ile Ankara Hükümeti arasındaki ilk resmi temastı.
 
Azerbaycan’dan Türkiye’ye uzanan kardeş eli 1921 yılı içinde Nerimanov’un şahsi emri ile Azerbaycan Dışişleri Bakanı Mirza Davut Hüseyinov, kazanılan Birinci-İkinci İnönü Savaşları münasebetiyle çektiği telgrafta “…Kazanılan bu büyük zaferlerden dolayı Türk halkını Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti adına kutluyoruz.” diyor ve bu büyük zaferlerin şerefine Azerbaycan halkının yardım için 30 sistern petrol, 2 sistern benzin, 8 sistern kerosin gönderdiğini bildiriyordu. Aynı yılın Mayıs ayında Azerbaycan devleti, TBMM hükümetine 62 sistern petrol gönderdi ve bundan sonra savaş bitinceye kadar aynı değerde petrol ve üç vagon dolusu kerosin göndermeyi taahhüt etti. Bu taahhüdün dışında 1922 yılında Batum yolu ile Azerbaycan dokuz bin tondan fazla kerosin ve 350 ton benzin gönderdi.
 
› Gönderiyi okumaya devam et


May 14 2009

Deniz Feneri 2

› Gönderiyi okumaya devam et


May 10 2009

Anneler ağladığında

Şehit anneleri ağladığında, o gözlerden akan yaşların bir sorumlusu vardır.
Bu ahlaksız, kirli, kanlı ve acılı ortamları yaratanlar ve sürdürenler, her damla gözyaşının sebebidir…
Ve en azından bir damla size düşer…
Bir damla bana…

Güzel bir dünya için hiçbir talebimiz olmadı:
Hukuk…
Demokrasi…
Çağdaşlık…
Bağımsızlık…
Medeniyet…
Ne bu soytarılaştırılmış demokrasiye bir tepki, ne hukuk talebi, ne bağımsızlık derdi, ne çağdaşlık isteği…
Bir millet vardı sadece; kadere razı..
Sessiz, yönsüz…

› Gönderiyi okumaya devam et


May 6 2009

Son Mektup

Baba,

Mektup elinize geçmiş olduğu zaman, aranızdan ayrılmış bulunuyorum. Ben, ne kadar üzülmeyin desem, yine de üzüleceğinizi biliyorum. Fakat, bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum. İnsanlar doğar, büyür, yaşar ve ölürler… Önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığı süre içinde, fazla şeyler yapabilmektir.

Bu nedenle ben, erken gitmeyi normal karşılıyorum. Ve kaldı ki, benden önce giden arkadaşlarım, hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir. Benim de etmeyeceğimden şüphen olmasın.

Oğlun, ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış değildir.

Bu yola bilerek girdi. Sonunda da bu olacağını biliyordu.

› Gönderiyi okumaya devam et


May 2 2009

Dün makul bir gündü!

İşçilerin bayramı 1 Mayıs, makul biçimde kutlandı.
Beş yüz bin-bir milyon emekçinin el ele, omuz omuza… Alın teri ile yaşamanın gururunu haykıra haykıra kutlaması gereken bayramda, iki-üç bin işçinin makul sıralar halinde Taksim’e çıkmasına izin verdiler.
Sayı makuldü…
Yürüyüş makuldü…
Adımlar makuldü…
Sloganlar makuldü…
Zaman zaman kalabalığa karışmak isteyenleri polis makul olmaya davet etti, onlar makul olamayınca, makul sayıda biber gazı bombası atıldı üzerlerine, makul biçimde coplanıp, makul bir dayaktan sonra makul hale getirildiler.

Tayyip Erdoğan’ın “1 Mayıs’ı resmi emekçi bayramı yapma noktasında bu kararı almış bulunuyoruz” dediği gün, ben işçilerin dayak yiyeceğini anlamıştım makul olarak…

Makulü oldu…

› Gönderiyi okumaya devam et