Şub 28 2009

Başbakana “Dur!” diyecek biri aranıyor!

Ben artık Erdoğan’ı tanıyamıyorum.
Kendimi esaslı bir “Erdoğan uzmanı” saymam. Eskiden de çok yakından tanıdığım bir insan değildi.Ancak, bir siyaset gözlemcisi olarak, özellikle iktidarının ilk döneminde çok farklı bir Erdoğan ile karşılaşmıştım. İnsanları dinleyen, farklı bir söz söyleyen varsa dikkatle gözünün içine bakan ve duydukları ilginçse hemen not alan bir liderdi.Etrafına topladığı kişilerin önerilerini dikkate alırdı.
Örneğin, Abdullah Gül’ün uyarı veya eleştirilerini dikkate alırdı. Tepesi attığında, Gül onu sakinleştirir , hatta elini bile tuttuğu olurdu. Bugün gelin de, Gül’ün yokluğuna hayıflanmayın. Hatırlayacaksınız, Cumhurbaşkanlığına adaylık tartışmalarında, Erdoğan’ın Köşk’e çıkma olasılığı tepki toplar ve “Erdoğan çıkmasın da kim çıkarsa çıksın” denirdi. Bugün eminim aynı kişiler “Keşke Erdoğan Köşke çıksaydı da, Gül AKP’ nin başında kalsaydı” diyorlardır.

Sadece Gül değil, artık Başbakanın etrafında artık kimseler yok. Daha doğrusu, etrafında çok kişi var da, ona farklı bir şey söyleyebilecek veya sözünü dinletebilecek kimse yok. Etrafı, bol bol yalakalık edenler, “herşeyi en iyi siz biliyorsunuz sayın başbakanım” diyenlerle dolu. Erdoğan’a kendini çok yakın hisseden bir AKP yetkilisiyle konuşuyordum.

› Gönderiyi okumaya devam et


Şub 22 2009

Cemaat üyeleri tutuklandı!

Rusya basınında çıkan haberlere göre Özbekistan’da faaliyetleri yasaklanan Fettullah Gülen cemaatinin üyeleri tutuklandı.

Harezm ve Buhara gibi Gülen cemaatinin etkin olduğu bölgelerde yapılan operasyonlar sonucu gözaltına alınan kişiler, 6 aydan 6.5 yıla kadar hapse mahkum edildiler.

Gözaltına kaç kişinin alındığına dair herhangi bir açıklama yapmayan rus internet haber sitesi, göz altına alınan kişilerin, 1990′lı yıllarda Gülen okullarında okuyan kişiler olduğunu ve bu kişilerin Gülen cemaatine üye olmaları dolayısıyla tutuklandığını kaydetti.

Fettullah Gülen cemaatinin Özbekistan’daki okulları, 1999 ve 2000 yıllarında kapatılmıştı Özbekistan yönetimi tarafından kapatılmıştı. Okulların neden kapatıldığına dair bir açıklama yapan Özbekistan Devlet Başkanı İslam Kerimov, kendisine yönelik suikasta adı karışanlardan bazılarının Gülen cemaatine mensup
olduğunun anlaşılması üzerine, bu okulların kapatılması emrini verdiğini ifade etmişti.

› Gönderiyi okumaya devam et


Şub 20 2009

Bi Dakka

› Gönderiyi okumaya devam et


Şub 19 2009

Ilımlı Hristiyanlık

ABD ve AB’nin İslam dünyası ve Türkiye için biçtikleri ‘ılımlı İslam’ kılıfı ülkenin içişlerine de karışan Batılıların 19. yüzyıldan kalan sömürgeci pervasızlığının bugüne dek sürdüğünü gösteriyor. Onların ilgisi Türkiye ya da tek tek ülkeler değil, 21. yüzyılın enerji açığını kapatacak, kendilerine hizmet edecek İslam dünyası, yani 1.3 milyarlık bir sömürge pazarı.

ABD’den ılımlı Hıristiyan ve İsrail’den ılımlı Yahudi olabilir mi? Fransa ve İtalya’dan ılımlı Katolik, Rusya’dan ılımlı Ortodoks, Çin’den ılımlı Budist olmaları istenebilir mi?

Herhangi bir aydınlanmış Türk vatandaşı kendine şu soruyu sormalı: ABD bir yandan İslama doktriner bir savaş ilan ederken (şu ünlü Clash of Civilizations –Medeniyetler Çatışması- hikâyesi) Türkiye’yi neden yeni sömürge planına sokmaya çalışıyor?

Dünyadan biraz haberi olanlar bir iki olgunun farkındadır:
› Gönderiyi okumaya devam et


Şub 16 2009

Bir demeç

Gazi, çiftliğinde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına rastladı. Atatürk attan inerek bu ihtiyar kadının yanına sokuldu.
- Merhaba nine.
Kadın Ata’nın yüzüne bakarak hafif bir sesle;
- Merhaba dedi.
- Nereden gelip nereye gidiyorsun?
Kadın şöyle bir duralayıp;
- Neden sordun ki, dedi. Buraların saabisi misin? Yoksa bekçisi mi?
Paşa gülümsedi.
- Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar Türk milletinin malıdır. Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir. Şimdi nereden gelip nereye gittiğini söyleyecek misin? Kadın başını salladı.
- Tabii söyleyeceğim, ben Sincan’ın köylerindenim bey, otun güç bittiği, atın geç yetişdiği, kavruk köylerinden birindeyim. Bizim muhtar bana bilet aldı trene bindirdi, kodum Angara’ya geldim.
- Muhtar niçin Ankara’ya gönderdi seni?

› Gönderiyi okumaya devam et


Şub 12 2009

Girişim dehası Bakan çocukları

Kabinedeki 63 bakan çocuğunun iş dünyasında parlayan yıldızları göz alıyor!

Ticari kariyerleri her geçen gün yükselen kabine üyesi siyasilerin çocukları, Ekrem
Tosun tartışmasının ardından yerel seçim polemiklerinin en önemli gündemi haline
geldi.

Kabine üyesi siyasetçilerin çocukları ebeveynlerinin siyaset hayatına girmesiyle
birlikte ticari kariyerlerini her geçen gün çeşitli iş kollarına doğru geliştiriyor.
Daha önceden mısır, yumurta satışı yapan, internetten şirket dâhi yöneten halk
diliyle “tosun”lar, artık altın ve enerji sektörleriyle de gündeme gelmeye başladı.
Her geçen gün ticari kariyerlerinde yükselen çocukların bu iş kolları, siyasetçi
ebeveynlerinin çeşitli polemiklere girmelerine de vesile oluyor. AKP hükümetinde
Başbakan dahil 25 bakan görev yapıyor. Bu bakanların toplam 63 çocuğu var. En fazla
çocuğa sahip bakan 6 çocukla Sağlık Bakanı Recep Akdağ. Onu 4′er çocukla Başbakan
Tayyip Erdoğan, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Çevre Bakanı Veysel Eroğlu, Çalışma
ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik izliyor.

› Gönderiyi okumaya devam et


Şub 11 2009

O’nu Anlamak

Dünyada ki bir çok noktada ki Atatürk büstlerinin bir kaçını size göstermeye çalıştım. Buna benzer birçok şeyi bulmak mümkün hatta deyimlerde bile M.K.Atatürk gibi düşünmeyi kullanıyorlar. Biz mi? Biz ise onu yerden yere vurmakla meşgulüz. Bir belgesel yapılıyor ve onu nasıl tanımlıyor. Biri kitap yazıyor onu diktatör olarak tanımlıyor. Bunu yapan bizim kendi halkımızdan çıkan ‘aydın’ olarak değerlendirilen isimler. Korkarım biz Atatürk’ü anlayamadığımız için bu günlerdeyiz. Peki ya onu anlayanlar?? Che’nin çantasında Nutuk çıkıyor. Bizim sosyalistler Atatürk’ü bir kenara bırakıp onu simgeleştiriyorlar. Bilmedikleri şey ise Che yaptığı herşeyi Atatürkten öğrendiği. Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük önderi ve dehası. Artık bize tarih kitaplarında öğretilen (sarı saçlı mavi gözlü olarak tanımlanan ) kişi den daha fazla onun düşüncelerinin ve ideolojilerinin izinden yürümeliyiz. Bu bizim ancak çıkış yolumuz olur. Yoksa Atatürk’ün dediği gibi “Geçmişinden yoksun toplumlar gelecekte var olamazlar” sözünde olanlar bizim içinde geçerli olacaktır. Artık bu at dizgin koşmayı unuttu. Bu atı yeniden şaha kaldıracak güç ve kudret damarlarımızda ki vatan ve Atatürk aşkı ile mümkün olcaktır.

› Gönderiyi okumaya devam et