Oca
10
2009
Yabancılar ayıp olmasın diye, bizim gibi ülkeler için “gelişmekte olan ülkeler” derler! Aslına bakarsanız, bizim adımız “az gelişmiş ülke”dir. Ünlü Fransız bilim adamı Mourice Duverger, bizim gibi ülkeler için “proleter uluslar” kavramını kullanıyor. Duverger, Türkçe’ye “Politikaya Giriş” adıyla çevrilen özlü incelemesinde: “Burjuva milletlerle, proleter milletler arasındaki fark, 18. yüzyıl Avrupası’nda aynı ulkenin burjuvazısı ile proleteryası arasındaki fark kadar büyüktür, demektedir.
“Proleter uluslar”, sanayi devriminin dışında kalan, tarımı ilkel, enerjisi ve makine üretimi yetersiz, buna karşılık ticaret burjuvazisi gelişmiş,ulusal geliri düşük toplumlar demektir. “Proleter uluslar”, gelişmiş,sanayileşmiş ülkelerin pazarlarıdır. Gelişmiş ülkeler, proleter uluslar üzerinde, yardım adı altında ekonomik ipotekler kurarlar. Yirminci yüzyılın ilk başlarındaki askeri işgaller, günümüzde ekonomik işgallere dönüşmüştür. Türkiye, böylesine ekonomik işgal altında tutulan “proleter uluslar”ın en başlarında yer almaktadır.
› Gönderiyi okumaya devam et
Yorum yok |
Etiketler: 1979 tarihli yazı, atatürk milliyetçiliği, uğur mumcu
Gönderi kategorisi : Hatırlıyor Muyuz?
Oca
9
2009
Erdoğan “Bulgar tehcirini” resmen kabul etmiş.Komşudan 10 milyarlık fatura yolda.
Ankara - Akp dış politikada önemli bir skandala daha imza attı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Bulgaristan’ın “2. Balkan Savaşı sonrası Trakya’daki Bulgarlar zorla göç ettirilmiştir. Arkada bıraktıkları mallarının tazmin edilmesi gerekir” tezinin, iki ülke arasında resmi gündem maddesi olmasına vize verdiği ortaya çıktı.
Böylece, Dışişleri Bakanlığı’nın bugüne kadar özenle gündem maddesi yapmaktan kaçındığı bu konu, iki ülke arasında “çözümü beklenen” sorunlardan biri durumuna geldi. Erdoğan’ın bu yaklaşımıyla Türkiye “1912 Bulgar tehcirini” resmen kabul etmiş oldu. Göçmen Bulgarların geride bıraktıkları malları için toplam tazminat talebinin 10 milyar dolara ulaşabileceği belirtiliyor.
› Gönderiyi okumaya devam et
Yorum yok |
Etiketler: bulgar tehciri, mülk sorunu, türkiye bulgaristan ikişkileri
Gönderi kategorisi : Akp İktidarı
Oca
8
2009

Erdoğan, ABD’nin önde gelen Yahudi örgütlerinden ADL’nin (Anti Defamation League), Rodos eski Konsolosu Selahattin Ülkümen’in başı çektiği, 2. Dünya Savaşı’nda soykırıma uğratılan Yahudileri kurtaran Türk diplomatlar adına verilen, ’Courage to Care’ (İlgi göstermeye cesaret ödülü)’nü törenle aldı.
Başbakan Erdoğan, New York’ta, Musevilerin Türkiye’ye vermeyi kararlaştırdığı en büyük onur ödülleri olan ‘Cesaret Ödülü’nü, ADL’nin yöneticisi Abraham Foxman’den aldı.
› Gönderiyi okumaya devam et
Yorum yok |
Etiketler: cesaret ödülü, ödüllü ilk başbakan, yahudi, ’courage to care’ ödülü
Gönderi kategorisi : Akp İktidarı, Hatırlıyor Muyuz?, Resim Kütüphanesi
Oca
7
2009
İsrailin yaptığı ne? Filistinlileri silahla öldürerek yaşamlarına son vermek ve yaşama haklarını ellerinden almak. Ne için yapıyor bunu? Filistin topraklarına ve bu topraklar üzerinde bulunan mallarına sahip olmak için.
İnsanın yaşaması için mal birinci derecede önemlidir. Mal olmazsa yaşaması da mümkün olmaz.
İnsanı öldürmenin çeşitli yolları vardır. Silahla öldürürsün,aç bırakarak ölüme terkedersin.
Peki AKP ile İsrail yahudilerinin benzerliği nedir yaptıkları bakımından?
Ülke mallarını üç kuruşa yandaşı zenginlere peşkeş çekti, ekmek kapılarını kaybeden milyonlarca kişi açlık ve sefalete itildi. Bunlardan ölenler de var, kalanlar Akp’nin bedava erzak, kömür ve unuyla hayatta kalmaya çalışıyorlar.
Holdingzedelerin,ihlaszedelerin varı yoğu hortumlandı hortumcular tarafından. Hele hele imarzedeleri zede durumuna düşüren Akp’nin kendisidir düzenlediği provakasyonla. Görevi hırsızlardan çaldıklarını almak devletin, devletin başında da Akp olduğuna göre onun göreviydi. O da “Gidin paranızı kime verdiyseniz o’ndan alın” dedi.
› Gönderiyi okumaya devam et
Yorum yok |
Etiketler: israil filistin savaşı, müslümancılık, öldürme yolları
Gönderi kategorisi : Akp İktidarı, Güncel Konular
Oca
6
2009

“O bombaların altında ölen çocukların ahı yerde kalmayacaktır. (İsrail) o savunmasız kadınların, anaların gözyaşında boğulacaktır.”
Duygusal laflar bunlar… Ama bir Başbakan’dan çok bir şaire yakışıyor.
Oysa Başbakan’dan beklenen, işinin gereğini yapması…
Gereği ne peki?
Gereğini, 2002’nin AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan söylüyor.
Neyse ki internet var; “yapılması gereken”i Erdoğan unutsa da arşiv hatırlatıyor.
Mesela Yeni Şafak’ın internet sitesinin “Arşiv” bölümüne giriyorsunuz.
“5 Nisan 2002” yazıyorsunuz.
“Sayfayı getir” komutuna basıyorsunuz. O günün 1. sayfası ekranınıza geliyor.
Sayfada yine İsrail’in Filistin’de uyguladığı katliam var. Ve yine Erdoğan’ın fotoğrafı… Ama bugünkünden hayli farklı şeyler söylüyor:
“Bu terör karşısında Türkiye’nin İsrail’le imzaladığı M-60 tanklarının modernizasyonuna ilişkin anlaşmayı askıya alması gerekir.”
› Gönderiyi okumaya devam et
1 yorum var |
Etiketler: israil, tank modernizasyonu, türkiye israil ilişkileri
Gönderi kategorisi : Akp İktidarı, Güncel Konular
Oca
6
2009
‘AİLE ve mahalle baskısı’, az ya da çok dinsel referanslı, bireysel özgürlükleri sınırlandırıcı bir gelenek-görenek baskısıdır.
“İslami mahalle baskısı” olur ama kaynağı Cumhuriyet devrimi olan laikliğin mahalle baskısı kesinlikle olmaz. Yasal zorunluluk söz konusudur!
1956′da Mersin’in hiçbir lokanta, aşevi ve kebapçısında “Aileye mahsus salonumuz vardır” tabelası yoktu. Tarsus’ta, Adana’da var mıydı, anımsamıyorum. Ama bizlerin “Urum” dediğimiz, Toroslar’ın öte yakasındaki İç Anadolu kentlerinde bu yazıyı gördüğüm zaman ne anlama geldiğini anlamayıp şaşırmıştım.
1960 yılının yazında Konya Ereğlisi’ne bir arkadaşımın daveti üzerine gitmiştim. Amacımız İvriz Çayı’nda (Ernest Hemingway gibi) alabalık tutmak, Hitit Kaya Anıtı’nı ve öteki Hitit kaya kabartmalarını görmekti.
Toroslar’a doğru yürümeden bir gün önce, dere kıyısındaki yazlık sinemaya gittik. Bileti ben alıyordum. Gişedeki adam “Aileniz var mı?” diye sordu, “Var” dedim. Adam başını gişeden uzatıp “Nerede?” diye sordu. Ben de “Mersin’de” dedim. Adam kendisiyle dalga geçiyorum diye bana kızıp bekár tarafından iki bilet verdi.
Hayatımda ilk kez böyle bir uygulamayla karşılaşmıştım. Mersin’de kapalı ve açık sinemalarda “aile”, “bekár” yerleri yoktu. Herkes karışık otururdu. Sadece kışlık Güneş Sineması’nda bazı zengin ailelerin kiraladığı localar vardı.
› Gönderiyi okumaya devam et
Yorum yok |
Etiketler: islami baskı, mahalle baskısı, türkiye'de farklı olmak
Gönderi kategorisi : Akp İktidarı, Kategori Dışı
Oca
5
2009

ÖRGÜTÜN tam adı: Yeniden Milli Mücadele…
Dayandığı taban: Sağcı gençler…
Etkinlik yılları: 60′ların sonu, 70′lerin başı…
İdeolojik özellikleri: Anti komünist, Osmanlıcı, millici, devletçi, yerli İslamcı…
Karakteristik özellikleri: Devletin derinliklerinin entelektüel aygıtı olmuşlardır… “Derin sağ”ın okumuş çocuklarıdır…
Önemli üyeleri: Cemil Çiçek, Ali Müfit Gürtuna, Hüseyin Gülerce, Aykut Edibali, Atilla Yayla, Melih Gökçek, Ahmet Taşgetiren, Mustafa Erdoğan…
Amacı: Sağcı entelektüel yetiştirmek…
Etkinlik alanı: Üniversiteler…
Yaklaşımı: Komplocu…
60′lı yılların sonunda, 70′lerin başında etkinliğinin zirvesinde olan, o dönemlerde “Sağın Dev-Genç’i” falan diye de anılan bu örgütün önemli isimleri, daha sonra hareketten koptu…
› Gönderiyi okumaya devam et
Yorum yok |
Etiketler: 70ler, islamcılar, mücadeleci kardeşler, sağcı gençler
Gönderi kategorisi : Akp İktidarı