Ara
24
2008
Önceki gün Ümraniye’de aynı anda sözde kriz gerekçesiyle işten çıkarılan ve işyerini terk etmeme eylemi yapan 350 Sinter işçisinin büyük çoğunluğu DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş üyesiydi. DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin söylediğine göre, işveren işten çıkardığı işçilere “Sendikadan istifa edin, gelin işe başlayın” demişti.
Aynı şekilde, Brisa fabrikasında 3 gün süren işyeri işgalinin sebebi de buydu. İşveren krizi bahane ederek sendikalı işçilerin akitlerini feshetmişti.
Bir değil iki değil: Çokuluslu şirketlerden devlet kurumlarına kadar her yerde aynı şey yaşanıyor. İşverenler kriz lafı telaffuz edildiği andan başlayarak hükümet yanlısı olmayan sendikalara bağlı işçileri toplu katliama tabi tutuyor. Bu sistemli bir hareket.
IBM’de DİSK üyesi işyeri temsilcilerinin işten atılması bir yandan, Kızılay’da DİSK’e bağlı 15 sendika üyesinin işten çıkarılması öte yandan.
Sendikasız hemşire severiz!
IBM ve Kızılay örneklerini yakından biliyorum. Kızılay Çapa Kan Merkezi’nden atılan Arzu Örün, Meral Kırkan ve Funda Keleş bana yaşadıklarından bahsettiler.
Sendikaya üye oldukları anda başlayan hakaretler bir yana 15 yıllık, 21 yıllık hemşireler bir günde nasıl Kızılay binası bile olmayan Ardahan’a gönderilmek istendiklerini anlattılar.
Hepsini toplayıp “Kaz sürüleri, maymunlar!” diye bağıran müdürleri, “Sendikaya üye olacaksınız gidip Hak-İş’e üye olun” diyen yöneticileri, işlerini geri almak için girişimlerde bulunduklarında haklarında Emniyet’e yapılan asılsız ihbarlar, geceleri gelen sendikadan istifa etmelerini söyleyen tehdit telefonları…
Hepsini dinledim. Ama en çarpıcı olan şuydu:
› Gönderiyi okumaya devam et
Yorum yok |
Etiketler: akp yandaşları, ekonomik kriz, kızılay kadrolaşması, sendikalı işçiler
Gönderi kategorisi : Akp İktidarı
Ara
23
2008
’Aydın’ kimdir?
1915’teki Ermeni tehcirinin yol açtığı insanlık dramı için özür dileyen bir bildiriyi yayımlayanlar kendilerini “aydın” olarak tanımlıyorlar.
Mesela “işçi sınıfı” gibi, “aristokrat” gibi homojen olmayan bir tanımlama bu.
İmzacılar listesine bakınca, bu açıkça görülüyor zaten.
Ve şöyle iyi bir tarafı var: Kendinizi “aydın” olarak tanımladığınızda, karşınızdakinin buna itirazı da kolayca mümkün olmuyor.
Kimdir aydın? Üniversite mezunları mı? Çok kitap okuyanlar mı? Her şeyi ilen “malumatfuruşlar” mı? Sağcı mı, solcu mu? Her hangi bir dünya görüşüne sahip olmak, insanı aydın yapar mı?
Klasik felsefede, belli bir eğitimi, bilgisi ve görgüsü olanları “aydın” olarak tanımlamak mümkün.
Bu durumda Hitler’i destekleyen bazı Almanları da “aydın” diye tanımlayacak mıyız?
Demek ki sadece okumuş yazmış olmak, böyle bir tanımlama için yetmiyor.
Günümüzde bu tanımı kullanırken, yukarıdaki vasıfların yanına koymamız gereken bazı şeyler de olmalı. Halkın sorunlarına duyarlılık, topluma egemen olan ideolojiye ve genel tanımıyla “düzene karşı olma” gibi bazı kavramları da kullanmamız gerekiyor. Ve elbette en önemlisi “tutarlılık” konusu! Çağının bilgisiyle tutarlı bir ilişki kurmuş insana böyle seslenebiliriz.
İmzacıların bir bölümüne ve imzalanan metne bakınca “çağın bilgisiyle tutarlılık” konusunda bazı sorunlar olduğunu düşünüyorum.
“Aydın” tanımlamasını kullanmak, bu kadar kolay olmamalı.
Ama elbette buna karar verecek bir “otorite” de yok. Olsaydı da zaten aydın kişi o “otorite” ile çatışma içinde olmalıydı.
Sonuç olarak şunu söylemeliyim: Bu arkadaşlar, kendilerine yeni bir sıfat bulmalılar!
*Alıntı : Hürriyet
Yorum yok |
Etiketler: aydın kimdir?, aydın kime denir?
Ara
22
2008

Kadın Adayları Destekleme Derneği KADER’in yerel seçim kampanyası için önceki gün Taksim’deki Nippon Otel’e gittiğimde, dakikalarca gülmekten kendimi alamadım.
Tam karşımdaki duvarda boydan boya bir afiş. Kıpkırmızı zemin üzerinde ortada Başbakan Erdoğan, ellerini 2 yanındaki Deniz Baykal ve Devlet Bahçeli’nin omuzuna atmış, hepsi can ciğer kuzu sarması kıvamında, en beşuş çehreleriyle ve mor kravatlarıyla gözlerimzin içine bakarak “Aynı fikirdeyiz, hedefimiz yerel seçimlerde % 50 kadın aday” diyorlar.
Merak edenler için not: Genel seçimlerde % 40 kadın kotası koyan, Türkiye’de kadın eşbaşkan uygulamasını getiren ilk siyasi parti olan DTP (önce Aysel Tuğluk, sonra Emine Ayna), elbette fotoğrafta yer almıyor.
3 kafadar bilboardlarda
Benim yolum son günlerde Adana ve Urfa’ya düştü. Sizler de bugünlerde hangi ile giderseniz gidin, yol boyunca bütün bilboardların erkek kafalarıyla dolu olduğunu göreceksiniz. Hepsi yerel seçimlere hazırlanan belediye başkan adayları.
Şimdi bu erkek kafalarına, bu tablonun baş müsebbibi olan bizim 3 kafadar siyasetçilerimiz de ekleniyor. Genel seçimler öncesinde ünlü kadınlara bıyık taktırarak “Meclis’e girmek için erkek olmak mı lazım?” diye soran KADER, yine çok çarpıcı bir kampanyaya imza atmış:
› Gönderiyi okumaya devam et
Yorum yok |
Etiketler: bahçeli, baykal, erdoğan, KADER, kadın adayları destekleme derneği, üçümüzde aynı fikirdeyiz
Gönderi kategorisi : Güncel Konular, Kategori Dışı
Ara
22
2008
Yargıtay, “Ergenekon Davası” ile “Danıştay Saldırısı Davası”nın birleştirilmesine karar verdi…
Bu karar, Danıştay’ı basıp yargıç kurşunlayan Alparslan Arslan adlı alçağın, sanıldığı gibi “Türban yüzünden kafası bozulan dinci terörist” olmadığına işaret ediyor…
Bu karar, laiklik ve cumhuriyet konusunda duyarlı kitlenin, oyuna getirildiğine işaret ediyor…
Bu karar, Danıştay saldırısının gerçekleştiği günlerde, hükümete büyük haksızlıklar yapıldığına işaret ediyor…
Tabii ki son sözü yine yargı söyleyecek…
Ama kabul edelim ki bu “birleştirme kararı”, söylenecek “son söz”e dair çok güçlü bir işaret veriyor…
Hadi gelin Danıştay saldırısında hayatını kaybeden yargıç Mustafa Özbilgin’in cenaze töreninde neler yaşanmıştı, şöyle bir anımsayalım:
› Gönderiyi okumaya devam et
Yorum yok |
Etiketler: birleştirme kararı, danıştay saldırısı, ergenekon davası, yargıtay kararı
Gönderi kategorisi : Akp İktidarı, Kategori Dışı
Ara
21
2008
Suudi Kralı’nın, Türkiye ziyaretinde verdiği hediyeler konusu giderek bir yılan hikáyesine dönüşüyor.
Kral’ın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve eşine verdiği hediyelerin akıbetleri ile ilgili açıklama bunu gösteriyor.
Eski İzmir Barosu Başkanı Noyan Özkan, bilgi edinme yasasından yararlanarak Başbakanlığa hediyelerle ilgili bir soru sormuş.
Başbakanlık’tan Özkan’ın sorusuna verilen yanıt şöyle: “Bilgi edinme talebinizle ilgili olarak, herhangi bir bilgi ve belge bulunmamaktadır.”
Bilgi Edinme ve Değerlendirme Kurulu’nun yanıtı da şu: “Bir kamu kuruluşu bilgi yok diyorsa, bilgi yoktur.”
Başbakanlık’tan gelen yanıta dikkatinizi çekerim: Hediyelerle ilgili bilgi ve belge bulunmadığı belirtiliyor.
Aklıma gelen olasılıklar şunlar:
1- Suudi Kralı, Başbakan’a ve eşine hediye getirmemiş olabilir! Suudi Kralı’nın genel tutumu ve Suudi devlet gelenekleri bunun mümkün olamayacağını düşündürtüyor bana.
2- Gelen hediyeler kayda alınmamış olabilir, bu nedenle resmi bir bilgi ve belge yoktur!
Bu durum da kanunlarımıza aykırı!
› Gönderiyi okumaya devam et
Yorum yok |
Etiketler: bilgi edinme, hediyeler, rüşvetle mücadele, suudi kral, yerel seçimler
Gönderi kategorisi : Akp İktidarı
Ara
20
2008

Geçmişte ve günümüzde, bir çok zalim tarafından zulme maruz kalan Türkler adına, bunları yapanların ve bu zulümlere göz yumanların özür dilemesi gerektiğini düşünüyorum.
Bu vahşetlere göz yumamayacağımı belirtiyor, tüm Türk Dünyası adına, bir Türk olarak özür bekliyorum!
“Binlerce çaresiz ve suçsuz ana ve çocukları işkenceyle öldürmüşlerdi. Tarihte benzeri görülmemiş olan bu vahşeti yapan Ermenilerdi”
Mustafa Kemal Atatürk s.260-261, Nutuk.
Destek İçin : ozurbekliyorum.com | ozurdileme.com
Türk Sılahlı Kuvvetleri İlgili Belgeleri:
http://www.tsk.mil.tr/8_TARIHTEN_KESITLER/8_1_Ermeni_Sorunu/konular/arsiv_belgeleriyle_ermeni_faaliyetleri.htm
Yorum yok |
Etiketler: özür bekliyorum, özür dileme, özür diliyoruz, soykırım, soykırım iddiaları, tsk belgeleri, türk olarak özür bekliyorum
Ara
20
2008
Dayanamadılar!..
Aslında yılbaşında başlatacaklardı ama gündemde yer bulunca apar topar düğmeye
bastılar. Önceki gün itibarıyla işbirlikçilerin başını çektiği kampanya internette
imzaya açıldı:
- Ermeni kardeşlerimden özür diliyorum!..
1915 Ermeni tehciri sırasında yaşananlar için açılan özür kampanyasına ilk elde
aralarında ünlü akademisyen, yazar, gazeteci, politikacı ve sanatçıların bulunduğu
yaklaşık iki yüz kişi katıldı.
İmza atanlara baktım; hiç şaşırmadığım, “yakışır” dediğim çok sayıda “yüksek
şahsiyetin” yanında, şaşırdığım, “hadi canım” tepkisi gösterdiğim isimler de oldu.
Sonra “demek ki” diye düşündüm, “dönüşüm böyle bir şey!..”
Geçen hafta yazdığım “İşbirlikçinin haysiyet sorunu” başlıklı yazımda, özürcü
“aydınlara” seslenmiş, bir dizi tarihsel gerçeği alt alta sıralamış ve “Bunları
biliyor musunuz?” diye sormuştum. Tam düşündüğüm gibi oldu; asla
yanıtlayamayacaklarını bildiğim bu sorular karşısında sessiz kaldılar, tıpkı Ermeni
diasporası gibi!..
› Gönderiyi okumaya devam et
Yorum yok |
Etiketler: ermeni meselesi, özür diliyorum kampanyası, soykırım, soykırım iddiaları